“Okuma eylemini bir alışkanlık refleksiyle ve bilinci ile gerçekleştirmeyen, kendisinden beklenen düşüncelerin, davranışların ve duyguların içine sıkışmayan bir okur daha iyi okurdur. Başka bir deyişle metnin içeriğine ilişkin değerlendirme, doğrulama, yanlışlama, karşılaştırma, usa vurma ve yeniden üretme yapabildiğinde; okuma becerilerini içinde bulunduğu ve her an değişen alanın koşullarına göre yeniden yapılandırıp anlamlandırabildiğinde; bilişsel, duyuşsal ve devinimsel farkındalığını belirli bir alışkanlığı ya da bir derse sıkıştırmadan değiştirebilme özgürlüğünü hissedebildiğinde yetkin bir okur olmaya yaklaşır.”