Bu lüks otel odasının saten örtülü yatağının üzerine oturmuş Giray’ı beklerken, yüzümdeki tatlı gülümsemeyle parmağımdaki yüzüğü tekrar tekrar inceledim. Bugün sevdiğim adamla evlendim ve buna hala inanamıyordum.
Giray, düğünümüze katılmak için Türkiye’den gelen en yakın arkadaşı Ahmet’i yolcu etmek için dışarıya çıktı. Parmağımdaki yüzüğün kutsallığının sarhoş edici etkisiyle, serin saten örtünün üzerinde çileli ellerimi uzun uzun izleyerek gezdiriyorum.
Adım Gazel, İngiliz dili ve edebiyatı bölümünü bitirdim. Okul yıllarım oldukça zor ve çileli geçti. Babamın defalarca aldatmasına dayanamayan zavallı annem sonunda kanser oldu ve öldü. Bu yüzden onu yani babamı asla affetmedim. Fransa’ya gelip kendime sakin ve huzurlu bir hayat kurdum. Ailem diyebileceğim tek kişi olan Ağabeyim Suat’la da ara ara telefonda konuşuyorum.
Her günün bir diğer günü tekrar ettiği ama huzurlu bir günün iş çıkışında, başıma gelen bir olay tüm hayatımı bir anda değiştirdi. Bu ülkede son günlerde çok sık rastlanan “Kapkaç olayı” benim de başıma geldi. Uzun boylu kara yağız (Türk olduğunu düşündüğüm) iki kişi bana yardım etti ve çalınan çantamı kurtarıp bana geri getirdi. Giray o sayede hayatıma girdi. Kısa bir konuşmadan sonra ikimizde birbirimizden etkilendik ve Fransa’ya geldikçe sık sık görüştük. Kısa zaman sonra bana evlenme teklifi etti, bende kabul ettim. Nikahı alelacele burada kendi aramızda kıydık. Türkiye’de büyük bir düğün yapacağız…
Kendimi yorgun hissedip yatağa uzanmak üzereyken çalan kapının sesiyle irkildim ve tüm heyecanla kapıya koştum. Giray’a mutluluğumu daha çok daha çok haykırmak isteğiyle kapıyı açtım ama karşımda Giray değil hiç tanımadığım, tedirgin bir kadın vardı.
“Merhaba, Gazel Hanım siz misiniz?’’ dedi tedirgin kadın.
“Siz