Sidar inal Nalbant

Sidar inal Nalbant
@Sidar01
Philosopy teacher
11 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı

Sidar inal Nalbant

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2025 2. kitabı
Gülse Birsel
7.8/10 · 2.914 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Tümüyle haklıydı, belki eskiden de berbat bir yerdi dünya, belki eskiden de bu kadar bencil, bu kadar acımasız, bu kadar aptal, bu kadar cahildi insanlar ama bu kadar cüretkâr değillerdi. İnanmasalar bile bilgiye kıymet veriyorlardı, vicdanlı olmanın öneminden bahsediyorlardı, merhametli olmak gerekir diyorlardı. Haklı olmanın, adil olmanın, fedakâr olmanın bir anlamı, bir değeri vardı.Oysa şimdi insanlık barbarlık dönemine geri dönmüştü. En kıymetli şey güçtü, güce sahip olmaktı. İster zenginlikle, ister siyasetle, ister dinle, ister futbolla, ister çalarak, ister uyuşturucu satarak, ister öldürerek elde edilmiş olsun hiç fark etmez güce sahipsen bütün kapılar sana açılıyordu. Üstelik kimse de bu saltanatı, bu kudreti, bu zenginliği nasıl elde ettin diye sormuyordu. Çünkü gücün pazarlayıcısı cehalet olmuştu, onu kıymetli hale getiren ise ahlaksızlıktı. Cehalet bütün kötülüklerin temeliydi. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, zalimlik aklınıza ne gelirse cehaletin üzerinde yükseliyordu. Eskiden cahillik utanılacak bir şeyken, şimdi halkın otantik bir kimliğiymiş gibi sunuluyordu. Bilgili olmak adeta bir suça dönüştürülmüştü, cahillik ise artık milli kimliğimiz olarak alkışlanıyordu. Bu da hayatı öldürüyordu işte. Yaşamanın manasını elimizden alıyordu. Toplumun, ailenin, arkadaşlığın, aşkın, sevginin, hepsinin içini boşaltıyordu. Alıştığımız dünya, alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından. İşin kötüsü herkes, hepimiz şikayetçi olmamıza rağmen elimizden hiçbir şey gelmiyordu. "

Sidar inal Nalbant

, bir kitap okudu
Puan vermedi·448 syf.·
2025 1. kitabı
Ahmet Ümit
8.5/10 · 13,2bin okunma
Bir gün bir kızım olursa onu çok seveceğim. Ona kendini, kusurlarıyla beraber bedenini, zaaflarına rağmen kişiliğini sevmeyi öğreteceğim. Bir erkeğe aşık olmadan önce kendine aşık olacak benim kızım. Arkadaşları tarafından daha çok sevilmek, onay almak için istemediği şeyleri yapmayacak. Eleştirilmekten korktuğu için boyun eğmeyecek zorbalara, çünkü ben ona kendi kalbine bakmayı öğreteceğim. Ben ona kendi iç kaynaklarına yönelmeyi öğreteceğim, sevgiyi dışarıda aramak yerine kendi kendini sevmeyi, yaralandığında kendi yaralarını saracak güce sahip olduğunu öğreteceğim. Hayatta sıkıntıların olduğunu, hep olacağını ama tünelin ucunda görünen cılız ışığı göstereceğim. Tünel ne kadar karanlık ne kadar soğuk olursa olsun orada yalnız olmadığını hissettireceğim, ben ölsem bile elim kızımın omzunda olacak hep, ben ona kendi kendine destek vermeyi de öğreteceğim. Ayağına taş değmesin yavrum demeyeceğim mesela, bu farazi bir istek ve hiç gerçekleşmeyecek. Ben kızımı gerçekleşmeyecek isteklerin boş hayalleriyle büyütmeyeceğim. Ben kızıma ayağına taş değdiğinde o taşı oradan kaldıracak güçte sahip olduğunu, o taş yüzünden takılıp düştüğünde parçalanan diz kapaklarını öpecek kişinin yine kendisi olduğunu öğreteceğim. Ben kızımı öyle bir seveceğim ki o sevgi almak için başkalarından, kendi olmaktan vazgeçmek zorunda kalmayacak. Ben kızımın içine şefkat dolu bir anne ekeceğim. O anne hayat boyu yanında olacak.
Puan vermedi
Rastgele elime geçen ve okuduğum bir kitap. Sonuna kadar okumuş olmam tamamen yazarın nasıl bir bağlantıyla olayları bağlayacağını görmek için. Muhteşem bir aşk hikayesi olabilirdi 14 yaşında olsaydım tabiki :) Birkaç soru sorulabilir ? Şahin Gülşah'ı bu kadar seviyorsa eğer babası isteme töreninde rezalet çıkardığı için neden aylarca habersiz bıraktı? Gülşah peşine düşüp kendini affettirmeye çalıştığı zaman ilk olarak hayatımda biri var diyor Şahin sonrası aydınlatılmamış bile. Yani böyle bir aşk hikayesi yazılmamalı, özellikle aşk başlığı altında yaşanan bu kadar çok kadın cinayeti varken. Aşkın ne olduğunu henüz bilmeyen beyinler takıntılı bir kadının erkeğin sadece olumlu özelliklerini aktardığı bir olaylar yığınını aşk olarak sunmasını ciddiye alıp hayatlarına uyarlayabilir çünkü. Kitabın sonunda Gülşah kızının artık hayatının tek aşkı olacağını ve şahinden vazgeçtiği için de ceza olarak kendisini döven bir erkeğe sırf kızının babası diye göz yumduğunu, istese çalışıp kızına gül gibi bakabileceğini (bahsi geçen bir öğretmen bu arada) yazmış. Bence de sonunun tam da böyle olması gerekiyor. Annenin şiddet gördüğü bir ailede kız çocuğu erkek çocuğu fark etmez dövme eylemini zihninde meşrulaştırır. Aynı zamanda bu hikayeyi vay be annem ne muhteşem bir aşk yaşamış diye okuması için yazdığını dile getiriyor. Sağlıklı hiçbir beynin çocuğuna böyle bir roman okutmayacağına adım kadar eminim oysa ki. Son olarak aşk sadece karşıdaki kişiyi yüceltip kendini en dibe çekmek değildir. İlişkideki her birey aynı ölçüde değerli ve önemlidir. Sağlıklı olan budur. ( Kitaba dair kendim için aldığım bir yorum)
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma