Merhaba Kitap Dostlarım!
Uzun zaman oldu inceleme yazmayalı. Bunun çeşitli sebepleri var, ama şimdi anlatmanın sırası değil. Şimdi çok daha önemli bir konumuz var. TECAVÜZ!
Tecavüz kelimesi, söylerken bile bizi bu kadar etkiliyorken, bir de yaşayanları düşünelim. Şimdi hepiniz, düşünmek bile istemiyorum, diyorsunuzdur eminim. Ama düşünelim bir zahmet. Bize söylemesi, duyması, düşünmesi bu kadar zor olan TECAVÜZÜ yaşayanları düşünelim. Belki o zaman onların yaşadığı travmayı anlayabiliriz.
Hani bazı kitaplar vardır, okursunuz ama hiçbir zaman unutmazsınız. Çünkü o kitap size mutluluk vermiştir. Bazı kitaplar da vardır ki, okurken bile geçmiş sayfaları unutursunuz. Çünkü, okuduğunuz her satır size acı vermiştir. O yüzden de unutmak istersiniz. İşte ben bu kitabı okurken öyle oldu. Okuyorum ama unutuyorum. Önce geçmiş sayfaları neden unuttuğumu anlamaya çalıştım. Sonra anladım ki, okuduklarımı unutmak isteyecek kadar acı duyuyorum.
Kitapta ne var da bu kadar acı duyuyorsun mu dediniz? Buyurun o zaman, size spoiler verecek bir inceleme. Bu kitaba zaten spoiler vermeden inceleme yazmak mümkün değil.
Küçük bir kız çocuğu dedesi tarafından on yıl boyunca dövülerek, attığı dayakla orgazm oluyorsa bunu nasıl anlatabilirim?
"Beni dövdükten sonra dört ayak üzerinde yere çökerek başlardı titremeye inlemeye.
— Neden öyle yapıyordu ?
Sanıyorum öyle tatmin oluyordu.
— Yani orgazm mı yaşıyordu ?
Evet, orgazm yaşıyordu." (s. 11)
Zavallı Hamide'nin on yıl boyunca dedesinden yediği dayaktan kurtulmak için kaçıp annesine gittiği zaman, üvey babasının tecavüzüne uğradığını nasıl anlatabilirim. Hem de kimse anlamasın diye üç yıl boyunca arkadan yaptığını...
"Ya dedemin o korkunç dayağı ya üvey babamın tecavüzü başka bir seçeneğim yoktu." (s. 16)
Küçük yaştan beri yediği dayaklar,