Bugün, dedi, kafan karadaki gibi işliyor, korku yok! Doğrusu da bu. Böyle olmalı. Karadaki gibi işlemeli kafa denizde de . Hiçbir şeyin çaresi karada da yoktur. Bize çare, elimizin altında gibi gelir. Yalan! Boş! Dünya çaresiz dünyadır.
Denizde kafa başka türlü, karadakinden başka türlü işler. Karada çare elini uzatsan elindedir. Ama bir sandalın içinde çaresizliğin elindesin. Hastalansan doktor yok. Ölsen papaz yok, imam yok -sanki bir işe yararmış gibi- , kör olsan, elini tutan yok. Delirsen morfin yok. En iyisi bir şişe rakı al...
-Neden topal diyorsun ona Barba?
-Topaldır da ondan. İyi bak, bir bacağı yoktur.
-Ne olmuş bacağına?
Bilmem. Belki denizin dibinden bir canavar gelip kaptı. Belki anadan doğma böyledir. Belki daha yavruyken bir insanoğlu yavrusunun eline düşmüştür, bilinmez.