“Anlamadım,” diyor Cuma bütün içtenliğiyle. “Başka bir insanın bedenine bakarak nasıl büyük bir mutluluk duyulabilir ki? Zaten bütün yaşamınızı bir tek insana bağlamanızı, o size güldüğünde mutlu olmanızı, sizi görmezden geldiğinde kahrolmanızı da anlayabilmiş değilim. Yaşam o kadar zengin, o kadar güzel, o kadar fazla ilgi alanıyla dolu ki, bir insanın mutluluğunu bir başka insanın davranışlarıyla sınırlaması bana çok saçma geliyor...”
Bu öyle bir şey ki... Nasıl anlatsam!.. Bu, birbirine benzeyen günlerin içinden ansızın çıkıveren bir rüzgârın her şeyi değiştireceğine inanmak gibi; bu, yağmurun yumuşak yeşilini, çiçeklerin kırılganlığını, baharın kışkırtıcılığını yeniden hissetmek gibi... Yani anlatmak zor, ama yeniden gençleşmek, bir daha yaşayamam diye düşündüğün duyguların birden bire uyanıp seni ayağa kaldırması gibi...