İçim çok buruk ve üzüntü içerisindeyim.Öğrencisi tarafından öldüren öğretmene mi yanayım,akran zorbalığından öldürülenlere mi, sadece boşanmayı istemek yüzünden katledilenlere mi?..Tüm bunların temelinde aile içinde çökmüş olan bağlanma sorununa mı?..Çocuklar zihinsel temsilleri,değer yargılarını, doğru ve yanlışı,ahlaki yönleri aileden öğrenir.Günümüzde “gerçek bir aile” olma durumuna o kadar az rastlanılıyor ki toplum çöküşe sürükleniyor.Üzgünüm ülkenin ekonomik koşulları geçinmeye pek müsait değil ..Çocuk için anne figürü çok önemliyken eve geldiğinde gününü anlatacağı,duygularını paylaşacağı onu “o anda” anlayacak bir ebeveyni yok halihazırda.. Çocuk bu ihtiyacı, bağlanma boşluğunu ya sosyal mecralarla ya da akranlarla gidermeye çalışıyor. İkisi de gelişimi için yeterli değil..Çocuk değer yargılarıyla büyütülemediği için acımasız eylemlerde bulunabiliyor ya da onun acımasız olmasını doğru bulan destekleyen önce “ben” anlayışla büyüten ve her şeyi çocuğuna hak gören ebeveynlerle büyüyor. Sonra ne mi oluyor… Bilinçli bir şekilde çocuğunu büyüten, evlatlarına gözü gibi bakan ailelerin evlatları hiçbir suçu yokken katlediliyor.Bu bazen benden ayrılamazsınla olabiliyor ya da nasıl yan baktınlarla,ya da zorbalıkla.. bir sürü gerçekçe sığdırabilirken iyi insan olmaya çalışanlar sığdırılamıyor bu dünyaya… Neresinden tutsam bambaşka bir noksanlık düşüyor önüme.. Yaptırım yok,eğitim yok,aile yok.. O zaman sıradaki bültende ölen kim diye mi bakmalıyız…Çiçek bahçesi insanları bir vah vaha mı sığdıralım. Çok üzgünüm çok..