Hepimiz bir başkasının insafına bırakıldığımız için çaresizlik,korku,öfke duyduk,kırıldık,gücendik. Bunların kayıtları var içimizde.Dolayısıyla hepimizin içinde istek ve ihtiyaçları karşılanmadığında, yetersizliğini, cehaletini hissedip utandığında ya da duyguları karşılıksız kaldığında bağırıp çağıran, tutturan, şiddete meyleden yada alınan, küsen, kendine acıya acıya, dudağını büke büke ağlayan bir bebek var. Bu demektir ki hepimizde bir parça patolojik narsisizm yatkınlığı var ve olumsuz koşullarda, istek ve ihtiyaçlarımızı karşılayamaz hale geldiğimizde ortaya çıkabilir.
Tümgüçlülük yanılsaması, çocuksu narsizmin bir diğer belirleyeni ve göstergesi olup,dış gerçekliğe uygun olsun olmasın, istediği her şeyi yapabileceğine, gücünün her şeye yeteceğine safça inanmakla tanımlıdır.
Narsizm, pek çok psikoloji kuramcısına göre bir telafi stratejisidir.Narsist birey temel güvenlik ve bütünlük duygusu olmayan, benlik algısı, benlik saygısı ve hatta yaşamsal işlevleri bütünüyle dışa bağımlı, yaşamının öznesi olmayan, kırılgan bir performans nesnesidir.
Kendi gerçekliğini inkar edip duygularını bastırdığı için dışarıdan sakin,umursamaz hatta kayıtsız görünebilen narsist birey kendi içinde dış etkilere son derece açık ve kaygılıdır.Kaygı ne kadar yüksekse inkar, bastırma ve yansıtma savunmaları o kadar şiddetlenir.