Prudens

Sevmek, kabullenmek, aidiyet..bunlar zorundalıkla barışık mefhumlar mıdır ?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sabahlara..
Güneş, her ne kadar cılızlaşırsa cılızlaşsın onun varlığının yansısı dahi bu adına dünya denilen, kötü şanını rüsvalıklarla yükselten, hep birlikte ifsada uğrattığımız hep beraber yaşanmaz kıldığımız bu küçük kürenin üzerinde coşkuyla, işveyle, kimi zaman da bezgince, kılıktan kılığa girerek oynayacak. Bu seyyal döngü, gün gelecek içinde insanın barınmadığı bir dilimde aslına tabi şekilde ömrünü sürdürecek. İşte o şafakta, işte o bidayette, işte o sonsuzluğun kıyısında tüm beşerin bu çirkin, basit ve önemsiz hikayesi nihayet bulduğunda hepimizin ağrıları, acıları, naraları, kederleri kainatın kör karanlıklarında ebediyen kaybolacak.
Havanda su dövüyor,her şeyden sıkılıyordum,dikkatimi toplamaktan,konuşmaktan,yazmaktan.Şekvalarımız insanlığın rüsva tarihiyle özdeşleşiyordu şüphesiz.İncelmemeye kasemle bağırıyorduk davarca.Bataklıkta debelenen domuzlar kadar mutlu değildik lakin,sorsalar Babil'in asma bahçelerinin malikleri zannediyorduk kendimizi.Riyakarlık her daim en asli fıtratımız oldu dolayısıyla.Milyarlarca  zebun böyle didindi işte,bu rezalette.Böyle böyle öğrendik işte aksıra tıksıra kan kusmayı..

Prudens

, bir kitabı okumaya başladı
Antonio Negri
8.5/10 · 117 okunma
Yaşlandıkça duyumlarımızın dumura uğraması en trajik yoksullaşma değil midir ? Farkettim ki yıkanmış caddeler bile celp etmiyor artık ilgimi.Oysa ben tabiatın;esintinin,sesin,kokunun ve görüntünün her yeni haliyle mest olurdum henüz ufacıkken.Dünya bir duyum panayırıydı o zamanlar bana.Bense meraklı ve çok heyecanlı bir sabi..