Prudens

Kitap Fuarı.
Van 'kitap fuarı' dün itibariyle başlamıştır.İlgilisine (:
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tahammül edip de yazarsam birgün bunca sersemliği, zevzekliği, fuzuliliği, Aziz Nesin gıpta edecektir bana muhtemelen mezarında. İşin kötüsü vehametin feciliği. Son zamanlar yaşadığım bir takım galiz meselere dayanarak bir serzenişte bulundum bu -altını çiziyorum- kitap platformunda. Dinlemekten aciz, hamakat ve hamasetle paralize olmuş bu batık toplumun buraya dahi sirayet etmiş kitlesel cehaletiyle karşılaştım tabi az önce hayretsizce. Ağızlarının paylarını alıyorlar da sefaletin böylesine, kendini göze sokma gayretinin şekildeki rezilliğine, zihnin ve fikriyatın böyle çoraklaşmasına dair tanıklığımıza ne diyeceğimi bilemiyorum kendimce..
Sevmek, kabullenmek, aidiyet..bunlar zorundalıkla barışık mefhumlar mıdır ?
sabahlara..
Güneş, her ne kadar cılızlaşırsa cılızlaşsın onun varlığının yansısı dahi bu adına dünya denilen, kötü şanını rüsvalıklarla yükselten, hep birlikte ifsada uğrattığımız hep beraber yaşanmaz kıldığımız bu küçük kürenin üzerinde coşkuyla, işveyle, kimi zaman da bezgince, kılıktan kılığa girerek oynayacak. Bu seyyal döngü, gün gelecek içinde insanın barınmadığı bir dilimde aslına tabi şekilde ömrünü sürdürecek. İşte o şafakta, işte o bidayette, işte o sonsuzluğun kıyısında tüm beşerin bu çirkin, basit ve önemsiz hikayesi nihayet bulduğunda hepimizin ağrıları, acıları, naraları, kederleri kainatın kör karanlıklarında ebediyen kaybolacak.
Havanda su dövüyor,her şeyden sıkılıyordum,dikkatimi toplamaktan,konuşmaktan,yazmaktan.Şekvalarımız insanlığın rüsva tarihiyle özdeşleşiyordu şüphesiz.İncelmemeye kasemle bağırıyorduk davarca.Bataklıkta debelenen domuzlar kadar mutlu değildik lakin,sorsalar Babil'in asma bahçelerinin malikleri zannediyorduk kendimizi.Riyakarlık her daim en asli fıtratımız oldu dolayısıyla.Milyarlarca  zebun böyle didindi işte,bu rezalette.Böyle böyle öğrendik işte aksıra tıksıra kan kusmayı..