İnsan aşkın başka bir şeye dönüştüğü gerçeğini kabul edebilse, bu dönüşümü bir acı olarak değil de hayatta yaşanması gereken aşamalardan biri olarak yaşantılayabilse, kendini gerçekleştirme yolunda önemli bir adım atmış olur. Ama kişinin kendi psikolojik tarihi, aile tarihinden getirdikleri, kendi ilişkisinde biriktirdikleri var olan birlikteliğini mi sürdüreceğini, yoksa aydınlığa kaçabilmek için başını durmadan cama vuran bir sinek gibi aşktan aşka koşup ruhunu mu sakatlayacağını belirleyen en önemli etkenlerdir. Hayatımız üzerinde çok az söz sahibi olduğumuzu fark edip bunu kabullenebildiğimizde, yani çıtayı biraz daha aşağı çekebildiğimizde, belki alkışı az, ama huzuru çok bir hayata ilk adımlarımızı atabiliriz sanırım.