Fikir öfkesinin yerini hoşgörünün aldığı bir siyasal ortamda hoşgörüsüzlüğün bu kadar yaygın olması paradoks olarak değerlendirilebilir mi acaba ? Kendini savunma adına başkalarından alınan ödünç kavramlara sığınarak yürütülecek bir mücadelenin yaşama şansı ne olabilir?
Zarif insanların zarifliğini özlediğimiz günlerdeyiz. Zarif insan yok denecek kadar az. Dünyayı, hayatı anlamadan ona bağlanmanın tapınma noktasına geldiği bir dönemde dünyayı anlayan bir şairi hatırlamaklamaktan da uzak düştük.