"Gerçekten sadece başkalarını mutlu etmeyi iş edinmiştim. Belki de kendimden kaçmanın bir yoluydu bu. Evet, evet... Kendimden kaçmanın bir yoluydu bu... Ama kuşkularım da yok değildi. Şimdi birden geldi aklıma. Aslında ben solan bir çiçek gibiydim. Niye böyleydim? Neden solan çiçekleri atmayı geciktiririz hep? Bundan daha hüzünlü bir şey var mı? Acaba herkesin böyle kaygıları var da ben mi bilmiyorum? O an bu sorular karşısında biraz irkildim."
"herkesin aynı dili konuştuğu, aynı sofradan yemek yediği bu kadar küçük bir ülkede kim nasıl akıl edebilirdi ki olacakları? Böyle bir şeyin olacağına kim inanabilirdi ki? Sadece elimizden gelen şey, gözyaşları içinde bize yapılanlara boyun eğmekti. Âdeta bir ölüm sessizliğiydi bizimkisi."