“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi. “Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.”
"Yanlışımız nerede?" dedim. Baktı. Sanki cevabını biliyormuşum da, işgüzarlık olsun diye soruyormuşum ya da biz bu dersi daha önce görmüşüz de acaba unutmuş muyuz gibi.
Belki de ufaklığın “Hass...” kelimesini olur olmaz yerlerde tekrarlamasından korkmuştum. Yapardı. Bir gün hiç olmadık bir yerde, “Siktir et!” demişti. Müzeyyen, oturduğu yerden beni oymuştu. Masa örtüsüne motif olup tüymeye çalışmıştım. Mümkün olmamıştı.
En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülüklere yatkındırlar; ancak çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler.