Muhammed

Muhammed
@Silenca

Muhammed

, bir kitap okudu
Puan vermedi·188 syf.·
3 günde okudu
·
2020 39. kitabı
Yaşar Kemal
9.2/10 · 883 okunma
Reklam
Siz Kafka’nın dünyasına bakmayın, o başka, umutsuzluk dünyası onun dünyası. Avrupa belki de onun karanlığına özeniyor. Korkmayalım, Avrupa kendi yaratmaya çalıştığı karanlığından çabuk bıkacak. Benim üzüldüğüm başka bir şey daha var, Dostoyevskiyi karanlık, hastalıklı buluyorlar. Ben demiyorum ki, insan hiç karanlığa, umutsuzluğa düşmez. Düşmez olur mu? Ama insanlığın mayası aydınlık ve umuttur. İnsanlığın mayasında güzel, aydınlık, pırıl pırıl, umut, gelecek türküleri söyleyen düş dünyaları kurmak var. Dostoyevskiye gelince, bu insanlığın yetiştirdiği en büyük umut, aydınlık dünyası kuran kişiye kim yaptı bu işi, onu, kabuğuna bakarak, karanlığın, hastalıkların türkücüsü kim yaptı, kim kandırdı insanlığı bu üstün düşçü üstüne. Bakın size söyleyeyim, Dostoyevski ne yapar biliyor musunuz, karanlığı yığar yığar karşımıza, bir karanlık duvarı örer önümüze, onun işi, hüneri bu, sonra o kurşun geçirmez karanlığın arkasından ışığı daha belirli, daha açık görürüz. Dostoyevskinin hüneri budur. Bence Dostoyevski, insanlığın en aydınlık yanlarından birisidir. Onun Kafka’larla, çağımızın karamsarlarıyla hiçbir ilişkisi yoktur.
Ben İnce Memede başladığımda 24 yaşındaydım. İnce Memed de 21 yaşındaydı. Ben İnce Memedin dördüncü kitabını bitirdiğimde altmışımı geçmiştim. İnce Memed daha 25 yaşında… Yirmi beş yaşından sonra kim bilir ona ne olmuştur, diye ara sıra düşündüğüm de oluyor.
İlyadada, Homeros diyor ki, en acı çeken yaratık, yaratıklar içinde, insandır. Çünkü yaratıklar içinde bir tek yaratıktır ki, o, öleceğinin bilincinde. Öyleyse bu dünyaya, ölüme nasıl dayanabiliyoruz? İşte bizi yaşama bağlayan dünyamızdaki bu büyü değil mi? Bu yaşama sevinci değil mi?
Düş gücünü yitiren insanın hiç umudu olur mu?
Reklam