Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor (Alain Bosquet ile Görüşmeler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.978
Gösterim
Adı:
Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor
Alt başlık:
Alain Bosquet ile Görüşmeler
Baskı tarihi:
Temmuz 2004
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807381
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Alain Bosquet,Yaşar Kemal ile 1957'de bir Amerikan dergisi için söyleşi yapmak amacıyla tanışmıştı. Tanışmakla yetinmedi. Yaşar Kemal'i yakından tanıdı. 1984'e gelindiğinde, artık yakın dost olduğu Yaşar Kemal'in "kendini anlatması" fikri gelişti aralarında. Yazışmalarla, yürüyen bu büyük söyleşi I989'da tamamlandı.
Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor' da Yaşar Kemal masalsı öğelerle bezenmiş çocukluğundan Anadolu topraklarının tarihine, demokrasisi kesintiye uğrayan bir ülkede yazar, birey, insan olmaktan kendi adlarına dek, kendini ülkesiyle, insanlarıyla, beslendiği kaynaklarla birlikte anlatıyor. Türkiye'nin, insanlarının sesini dillendiren evrensel yazarı dünya yazarları ve edebiyat hakkındaki görüşlerini de çekinmeden, açık dile getiriyor.
200 syf.
Kitaba başladığım andan itibaren dört gözle, bu kitap için inceleme yazmayı bekliyordum. Kitabı bir kaç gün önce bitirdim nihayet yazmaya fırsat bulabildim.
Bu kitabı yeğenim,dostum önerdi bana. Yaşar Kemal'i sevdiğimi bildiği için bunu okumam gerektiğini söyledi. Onunla uzun uzun İnce Memed konuşuruz, türküsünü dinleriz, çalarız söyleriz. Yaşar Kemal benim için bambaşka bir yazar. Belki de Türk yazarlar arasında en sevdiğim yazar. Onun hayatı ile ilgili bir kaç şey biliyordum ama bu kitaptan sonra inanılmaz bir haz aldım.
Kitap aslında, Yaşar Kemal'in dostu Alain Bosquet ile yaptığı bir röportaj.Toplamda otuz soru var. Ben kitabı iki bölüm olarak düşünüyorum. Bu bölümler ilk soru ve diğer sorular. Zaten ilk sorunun cevabı yaklaşık kitabın yarısına kadar sürüyor.
Bu soru özetle, Yaşar Kemal'in hayatını anlatmasına yönelik. En zevk aldığım kısım da bu zaten. Okudukça ilginç anılar ile karşılaştım. Yaşar Kemal, çocukluğundan itibaren ünlü olduğu döneme kadar her şeyi tüm açıklığı ile anlatıyor. Çocukken yaşadığı zorluklar, sürgün, babasının gözlerinin önünde öldürülmesi, kekeme olması, okumayı yazmayı öğrenmesi, köy köy dolaşıp destanlar hikayeler anlatması, saz çalmayı öğrenmesi, gözünün kör olma hikayesi, sosyalizm ile tanışması, ilk hapishane zamanları, sebepleri sonuçları, adının değiştirme sebebini, edebi yönünün nasıl şekillendiği, yazdığı kitapların çıkış noktaları, sansüre takılması, kitaplarının yazılarının asker tarafından yok edilmesi, İstanbul'a gitme macerası, evlenmesi, yazarlık zamanları..... daha neler neler . Okurken yeri geldi güldüm yeri geldi ağladım. Tutamadım kendimi. Yaşar Kemal'in boşuna Yaşar Kemal olmadığını gördüm. Çukurova'da yaşayan bir çocuğun dünyanın her yerinden yazarlardan, edebi akımlardan, roman türlerinden, kültürlerden haberdar olması müthiş bir şey. Otuzdan fazla işe girip, fişlendiği için hepsinden çıkarılması. Bir insana yapılacak hemen hemen her şey yapılmış Yaşar Kemal'e. Zindanlar, işkenceler, aşağılama, onur zedeleme. Çoğu yerde kendisi de ağlamaklı oluyor anlatırken, bunu okurken farkedebiliyorum. "Herkesin babası yaşarken benim babam neden öldürülmüştü?" dediği an gözümden yaş geldi. Yaşadığı işkenceler, patlayan ayaklar ile mahkemeye götürülürken, annesinin anlamaması için zorakiye yürümesi, fidan gibi. Bunu hangi insan yapabilir, hangi insan dayanabilir?
Orhan Kemal ile pazarcılık anısına ne demeli?
"Orhan'la(Kemal) kararımızı vermiştik. Orhan daha önce Adana'da sebzecilik yapmış, sermayeyi kediye yüklemişti. Şimdi İstanbul'a gelecek, bir el arabası alacak içine sebze dolduracak mahalle mahalle dolaşıp satacaktık. Orhan, “sen güçlüsün,” diyordu, “arabayı sen sürersin, ben de bağırırım, geçinir gideriz. Ben romanlarımı, sen hikayelerini yazarsın. Belki yazdıklarımızdan da para kazanırız."" Bu anıyı kaç kişi bilir? Kim inanabilir böyle bir şeye?
Kitabını yayınlarken yaşadığı sansür, baskı, yıldırma, işten çıkarma gibi olayları görünce utandım insanlığımdan. İnce Memed zorbalığa, sömürüye karşı durduğu için miydi bunca gözyaşı ve kan? Memed'İn karşı savunduğu şeyler, insani değerler değil miydi?
Tarihteki pek çok bilinen Türk yazarlar ve şairlerle çok yakın ilişkisi olduğunu kim bilir? İnce Memed'i SSCB ve Bulgaristan'da bastıranın Nazım Hikmet olduğunu?
Abidin Dino' nun tüma parasını Yaşar Kemal'e vermesi olayını kim bilir? Peki ya Abidin Dino'nun verdiği paradan otobüs için 75 kuruş istemesini, utana sıkıla?
Kısacası pek çok güzel anı var bu bölümde. Dönemin hükümetine Türkiye'sine tanık oluyoruz. Belki de tarih kitaplarında bulamayacağımız detaylar, dönemi yaşayan usta çınar tarafından anlatılıyor.
Geri kalan 29 soru ise Yaşar Kemal'in hamlığını, olmasını ve pişmesini anlatıyor. Kişisel özelliklerini, korkularını, çekincelerini çok açık anlatıyor. Öz eleştirisini yapmaktan da geri kalmıyor. Dönemin siyasileri hakkında da ilginç bilgiler bulacaksınız bu bölümlerde. Yeri geliyor Alain Bosquet tersliyor, sorduğu sorudan dolayı yerden yere çalıyor. Yaşar Kemal, naif, umut dolu, aksi, inatçı, devrimci, yürekli, utangaç ama dünyalar güzeli bir insan.
Kitabı okurken sürekli ağlamaklı oldum.Nedeni de şu; Yaşar Kemal'i dünya gözüyle görüp, iki kadeh rakı yuvarlamak istedim. Onla "O yar gelir" türküsünü çalıp söylemeyi, konuşmayı ve en son boynuna sarılıp ağlamayı, yanaklarından öpmeyi çok istedim. Evet en çok bunu istedim.
Kitabı okumayı herkese tavsiye ediyorum. İçinde "Zilli Kurt" hikayesi var. Yaşar Kemal kendini buradaki kurt gibi görüyor. Ama o Deli Yaşar, Yüce Yaşar. Devrimci Yaşar. Onu sanki kendime çok yakın biri gibi, amcam dostum gibi hissediyorum. Telefonumda ekranı açtıkça onun o tatlı kahkahasını görüyorum. Süper bir kare .
Velhasıl dostlar, okursanız pişman olmayacağınızı düşünüyorum. Yazacak çok şey var da sığmıyor kağıtlara, satırlara.
Yaşar Kemal sadece bizim değil tüm dünyanın bir değeri.Evrensel bir yazar. Yazıları, düşünceleri, duruşu ve mücadelesi ile dünyanın saygınlığını kazanmış, 1997 yılında Frankfurt'ta barış ödülüne layık görülmüş bir şahsiyettir.Tüm baskılara,cezalara rağmen ezilen Anadolu köylülerin, Alevilerin, Kürtlerin sorunlarını dile getirmiştir.

Son olarak onun yazdığı bir şiir ve türkü ekliyorum. Keyifli okumalar ve dinlemeler dilerim.


YALNIZLIK

Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Elin adamı ne anlar senden?

Çıkarsın bir dağ başına,
Bir ağaç bulursun
Tellersin pullarsın
Gelin eylersin.
Bir de bulutları görürsün,bir de bulutları görürsün
Bir de bulutları görürsün
Köpürmüş gelen bulutları
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı
Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı!


https://youtu.be/XLIFe2b2HUk
https://youtu.be/lTn7dqWlCl0
188 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Bitirdim.
Bitmesin diye çok direndim, her sayfayı dönüp dönüp etrafımdakilere anlattım da yine de bitti.

Buna bir güncelleme yapmam gerekiyor. Öncelikle bu yazıyı birine ithaf edeceksem Yasin'e Li-3 ithaf etmeliyim. Çünkü Yasin sayesinde bu kitapla tanıştım bunun için de çoook teşekkürler.
Hep derim Yaşar Kemal'in birleştirici gücüne gerçekten çok inanıyorum diye. Bu kitap çok güzel dostlukların başlamasına sebep oldu . Önce Yasin'in incelemesine gözlerim doldu sonra kitaba. Düşünürdüm benim kadar Yaşar Kemal sevdalısı var mı diye , varmış. Birlikte hüzünlenmek, Yaşar Kemal'e bu denli yakınlık duymak, mezarı başında şiir okumak müthiş anılar:)
Ve dostumla da Yaşar Kemal sayesinde tanıştım. Ben çok mutluyum kendi adıma. İyi ki varsın:) İşte o kadar:))

Yazacaklarım kitap içeriği anlatmaya girer sanırım o yüzden kitapla ilgili herhangi bir bilgi almak istemeyen okumasın. Gerçi biyografinin spoileri olmaz ama. Meltek sen okuma burdan sonrasını, sana aldım kitabı :)

Yaşar Kemal'i tanımak onunla sohbet etmek büyük bir onur olsa gerek. Açıkçası Alain Bosquet' i hem çok kıskandım hem de ayıpladım. Çok şanslı ki Yaşar Kemal ile sohbet etme olanağı bulmuş ama bir o kadar da acemi gibi çünkü sorduğu sorular Yaşar Kemal 'e hem uzak hem de yönlendirici.

Okurken üstünü çizdiğim dönüp dönüp okuduğum o kadar yer var ki. Ben yıllarca bu adamı tanımamışım dediğim çok yer vardı.Hatta belki utandığım bir bilgi de Yaşar Kemal'in niye bir çocuğunun olmadığını düşünürken bir oğlunun olduğunu öğrenmek oldu. Ama emin olun çok yerde baktım ikisinin ne yan yana fotoğrafı var ne de varlıklarına dair herhangi bir haber.

Bir hayat Yaşar Kemal'e ait olur da hikayesi biter mi, bitmez elbet tıpkı yayımlananların yanı sıra polisler, jandarmalar tarafından imha edilen onlarca eseri gibi. Bu kadar zulme uğramasına rağmen umudun baş kahramanı olması boşa değil elbet. Umut demişken bu kelimeyi bile Yaşar Kemal'in bize kazandırması şaşırtmaz aslında ama ben ilk duyduğumda çok şaşırmıştım.

Her hareketi her satırı o kadar etkileyici ki konuşmalarının, bir yandan boynuna sarılasın geliyor, bir yandan ağlamak diğer yandan da kahkahalarla gülüp bu kadar olur mu Yaşar Abi demek. Yaptığı onlarca işten , parayı bulunca ilk yaptığı etkinliğe(tabi ki tiyatro:)), babasının nasıl öldürüldüğüne ve kendisinin bunu yıllarca nasıl anlamadığına, daha küçük yaşta ünü taa ötelere ulaşan bir aşık iken ah o bilginlikle nasıl okumayı öğrendiğine, Türkçe'yi nasıl kullandığından (şiir gibi) kimseye anlatamadığı maruz kaldığı işkencelere....

Ya çok anlatmak istiyorum. Yaşar Kemal'in anlattığı her cümleyi konuşmak istiyorum. Çokça da kitap tavsiyesi aldım kendisinden. Ülkesi Çukurova'da yaşamak istiyorum, Zilli Kurt'u beraber yazmak, su bekçiliği yaparken köylülere nasıl su çalınır öğretmek, Homerosoğlu Yaşar Kemal ile İda dağına çıkmak...
Zihni dünyalardan zengin bu adamı yoksullukla boğuşturmuş bir coğrafyada yaşadığım için de ayrıca utanç duyuyorum ya, o nasıl seviyor nasıl seviyor, böyle sevgi kimsede yok. İnce Memedi, Poyraz Musa'yı ondan başkası yazabilir miydi?

Bitirmek istemiyorum da altını çizdiğim binlerce cümlesinden hangisiyle kapanışı yapayım bilemedim.
" Umut, düş gücünün yarattığı ve insanoğlunun sahip olduğu en büyük değerlerden birisi değil mi? İnsan umut yaratmadan yaşayabilir mi?"
Yaşayamaz.
( Çok uzun yazdıkları için kendilerine kızdığım arkadaşlarım kusura bakmasın, bu en güzel istisnamdır.)
188 syf.
·10/10
Tarkan'ın yeni piyasaya düştüğü, ününün göklere uzandığı dönemler. Bir akraba ziyaretindeyiz. Akrabalardan bir abi "Gel seninle ünlü birinin evine gidelim" dedi.
Ben de "Tarkan mı?" dedim.
"Evet Tarkan aradı sana özel bir şarkı yapmış onu gidip dinleyelim" dedi.

Dalga geçtiğini anlamadım bile. O zamanlar tek bildiğim ünlü Tarkan ve de a e i ı o ö u ü harfleri.

Gittik. Onlar konuşurken ben yaramaz çocuk çaktırmadan koskocaman bir odaya girdim. Bizim evin tamamından da büyüktü. Odanın eni ben diyeyim 20 metre siz diyin 40 metre. İlginç bir yer odada duvar yoktu duvar görünmüyordu. Her yer kitaplarla kaplıydı. Manyaklaşmıştım. Nereye gelmiştim ben. Büyülenmiş gibi bakıyordum. Beni buraya bırakın bir daha hiç aramayın diye geçirdim içimden. Bu nasıl bir evdi. Bu kadar kitabı hiç bir arada görmemiştim.

Akrabamız olan abi hadi gidiyoruz dedi. Ben gelmem burada kalacağım dedim. Zorla çıkarttı beni evden. Tarkan'ı da benim için yazdığı şarkıyı da unutmuştum.

Vay canına diye düşünüyorum bazen. Adam onca kitabı okumuş ki böyle güzel şeyler yazabiliyor. Şimdiyse doğru dürüst kitap okumayan yazar müsveddeleri türemiş.

Evet orası Yaşar Kemal'in eviydi. Zaten amacımız ünlü ziyareti değildi. Akrabamız abi Yaşar Kemal'in bir çalışanına bir şey vermek için gitmiş. Yaşar Kemal evde yoktu ya da ben göremedim bilemiyorum. Şimdiki aklım olsa o evin her her odasına baskın yapardım.

Onu dünya gözüyle göremedim ona sarılmadım. Bu durum benim içimi hep yakar kavurur. Ona olan sevdam hayranlığım günden güne hep çoğaldı.
Göremesem de görmüş kadar oldum bu kitapla.
188 syf.
·9 günde·9/10
Bu kitapla, dolayısıyla Yaşar Kemal'le geç tanışmış olduğum için, içimde kendime karşı, karşı konulamaz bir kırgınlık var. Hatta bir ara bütün eserlerini okumadan kendisi hakkında ne tek bir laf etmeyi, ne de klavyeden bir iki harfe basmayı düşünmüyordum. Sonrasında benim bu kitapla tanışmama vesile olan ve bu kitabı bana hediye eden, Roquentin ablama haksızlık edeceğimi düşündüm, neden peki haksızlık olacağını düşündüm; Çünkü o yüce gönüllü insan, beni hiç tanımadığı halde daha ilk konuşmamız sonrasında, Yaşar Kemal'in iki kitabını hediye etmekle şereflendirdi beni. Tamamıyla Yaşar Kemal sevgisiyle dolu güzel yürekli insana, burdan teşekkür ve kucak dolusu sevgiler yolluyorum.

İncelemeye siteden bir arkadaşın, Yaşar Kemal hakkında, bana yönelttiği bir soruya yanıt vererek başlayayım:

17 yaşından bu yana sosyalist bir ideası var.
"Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna da, kendisi şu cevabı vermiş:

"Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım."

Kurduğu imge dünyası ve betimlemelerine hayran olarak öleceğim bir yazar, ilk olarak bana verdiği his bu oldu. Gün oluyor kitaptan 10 sayfa okumamın; abartısız söylüyorum, 1,5 - 2 saatimi aldığını, saate bakarken öğreniyordum. Kitabı genellikle elime alıp okuduğum yer, evin balkonuydu. Sigara üstüne sigara yakıyor, bana çarpıcı gelen her söz üzerinde düşüne düşüne ilerliyordum. Ve inanın bu bana zerre rahatsızlık vermiyordu. Okuduğum satırların güzelliği kadar, beni düşünmeye sevk ettirdikleri de aynı güzellikteydi. Doğayı tüm yönleriyle anlatımı-tasviri, kullandığı dil, ki zaten bu onun büyük ve tüm dünya tarafından sevilen bir yazar olacağının keşfinde en etken rolüymüş bunu öğrendim...
Destanlar, deyimler ve atasözlerini anlatımına katarak, aslında unutulmaya yüz tutmuş olduğumuz bu güzelliklerin, kıymet-i harbiyesini, gözler önüne öyle güzel seriyor ki, hiç utanmıyoruz.(!)

Kitabı balkonda okuduğumu söylemiştim ya, bizim balkon öyle dümdüz dağın yamaçlarına bakar. Balkon aynı balkon, dağlar aynı dağlardı ama, bu sefer elimde koca bir dağın, Yaşa(r)m efsanesi vardı. Mahalleden yükselen çocuk seslerinin eşliğinde henüz iki sayfa çeviremeden kitaptan, öylece bakakalıyordum, dağların varılamaz sanıldığı yamaçlarına...

Kendi hayatını onun anlatımıyla okumak, bambaşka bir şeydi gerçekten. Çekmiş olduğu onca acıya rağmen, bir çocuk koşarak adımlıyordu satırlarını sanki. Bana hissetirdiği en yoğun duygu hali, sanki yıllarca yanımda yaşamış, benimle yaşlanmış biri olmasıydı. Bildiğiniz dede tebessümleriyle öğütler veriyordu bana. Kendime öyle yakın hissediyordum ki onu, insanın canından kanından olsa anca o kadar olur. Hani 'babacan' derler ya, işte tam da o...

Esas itibariyle,
Okunmalı, okutulmalı, koca bir Yaşa(r)m efsanesi...
Keşke daha erken okusaydım diyeceğiniz bir kitap.
Bir an önce elinize alın ve bırakın çok vaktinizi alsın...

Ve Orhan Veli'nin şu güzel dizeleri ile son verelim;

Akşam olur hapishane kitlenir
Kimi kâğıt oynar, kimi bitlenir
Kiminin Temyizden evrakı gelir
Düştüm bir ormana yol belli değil
Yatarım yatarım gün belli değil.

Hapishane içinde üç ağaç incir 
Kollarım kelepçe anam boynumda zincir 
Zincir sallandıkça her yanım sancır
Düştüm bir ormana yol belli değil
Yatarım yatarım gün belli değil


https://youtu.be/JqeZASHfKiA
188 syf.
·Beğendi·10/10
Hani bazı kitaplar vardır ya bitmesini hiç istemeyiz, işte bu kitap öyle bir kitap, bitmemesi için çoğu yeri defalarca okudum..
Abartısız bir şekilde söylüyorum ki; kitabın bitmesini hiç ama hiç istemedim desem, yalan olmaz.
Kitabı okuduğumda sanki Yaşar Kemal’in sesi kulağımın hemen dibinde hissediyordum ve bu beni cok mutlu ediyordu.

Kitap, Yaşar Kemal’in en yakın dostu olan
Alain Bosquet ile yaptığı röportajlardan oluşuyor.
Yaşar Kemal hayatını, fikirlerini, edebiyatını o kadar güzel bir şekilde anlatıyor ki, insan bir kez daha ona hayran kalıyor..
Yaşar Kemal’in hayatını kendi anlatımıyla okumak, çok özel bir duygu olması gerek.
Açıkcası bu duyguyu size tarif etmek isterdim ama biraz zor, kitabı okursanız ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Yaşar Kemal bu kitapta o kadar çok farklı, güzel ve bilinmeyen yönlerini anlatmış ki,
insan kitabı bitirip kendi kendine düşününce, insanın ağzından meğerse ben bugüne kadar Yaşar Kemal’i ne çok az tanımışım gibi cümleler dökülüyor..

Ve Yaşar Kemal’in nasıl zorluklarla bunca kitapları yazdığını öğrendiğimizde ise yüreğimizde bir burukluk oluşuyor.

Kitap hakkında çok şey yazmak isterdim,
ama yazılacak o kadar güzel şeyler var ki, insan nereden başlayacağını bilemiyor..
Onun için kitap içeriği ile ilgili çok da şey yazmayacağım, sizin kitabı okuyup, kendinizin
o harika duyguyu tadmanızı istiyorum.

Özellikle en çok etkilendiğim şeylerden birisi de
Yaşar Kemal’in kitaplarını yazmak istediğinde o gün kilometrelerce yol yürümesi..
Yani kitaplarının konusunu yürüyerek düşünen bir adam..
Sanırım çoğu insan bunu bilmiyor.(du)

Yaşar Kemal’i daha yakından tanımak istiyorsanız bu kitabı ilk fırsatta okuyun derim.
Şüphesiz ki kitabı çok ama çok beğeneceksiniz ve sizin için çok özel bir kitap olacaktır.
188 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Kuşlar da Gitti” Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıydı fakat Yaşar Kemal'in yaşamı hakkında bir bilgim olmadan okuduğum bir kitaptı. Daha sonra tesadüf eseri Li-3/Duvar/ ‘ün bir gönderisinde Yaşar Kemal Efsanesi adlı bir sinema filmi olacağını ve filmin Yaşar Kemal'in yaşamını anlatacağını okudum. Kitabı bitireli çok olmamışken okuduğum kitabın yazarının yaşamı hakkında bilgi sahibi olmaya buradan başlamaya karar verdim ve filme gittim. Filme gitmeme imkan sağladığı için Li-3/Duvar/ ‘e buradan teşekkür etmek istedim. Eğer bu yazıyı okursa yeni öğrenmiş olacak, umarım burada isminin geçmiş olmasından rahatsız olmaz :)

Yaşar Kemal’in kitaplarının çoğunu ismen biliyordum ama Yaşar Kemal'i yeni yeni tanımaya çalışırken dedim ki ikinci okuyacağım kitabı "Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor" olsun, bana kendini en iyi Yaşar Kemal anlatır. Ve kitaba başladım.

Kitap Alain Bosquet'in Yaşar Kemal'e sorduğu 30 soru ve bu 30 sorunun cevaplarından oluşuyor. Tabi 30 soru ve 30 cevap olduğuna bakmayın, o cevaplarda 91 yıllık koskoca bir hayatın yaşanmışlıkları, izleri var. Cümleleri tekrar tekrar okutan, birbirinden değerli anılar var. Acılarla, zulümle, işkenceyle geçen yaşamda yine de yılmayan büyük bir yazar var bu kitapta.

Benim okurken bile yapılan haksızlıklar karşısında insanlık adına utandığım, nasıl yaparlar diye sorguladığım ama asla anlam veremediğim yerler oldu. Bir yaşamı, yaşayan kişinin cümlelerinden okumak, bunların yaşandığını bilmek insanı daha da derinden etkiliyor ve hüzne boğuyor.

Yazılarının altına adını bile yazamayışı Kemal Sadık Gökçeli’nin Yaşar Kemal olması insanlığın ayıbıdır, Yaşar Kemal’in ise en büyük acısı. “Bir de, en büyük acım, insanlara yalan söyledim, adımı değiştirerek kendimi sakladım. Yaşamımda bunun kadar ağırıma giden hiçbir şey olmadı.”

Dostluğun en güzel hallerine şahit oluyoruz kitapta. Ben değil biz olmaya, çıkarsız, saf sevgiye dayanan hallerine: “O, utana sıkıla, “sen oradan bana 75 kuruş versene” dedi. Her şeyi anladım. Evde ne kadar para varsa torlamış toplamış bana vermişlerdi.”

Böyle güzel anıların yanı sıra insanı derin bir hüzne boğan çok olay vardı. Kitapta en üzüldüğüm yerlerden biri de şu kısım oldu:“Anımsadığım, anımsamadığım birçok yapıtım candarmalara yem oldu. Yaşasın büyük Türk Faşizmi!”

Kim bilir ne zordur, binbir emekle yazdığın kitabın gözünün önünde yitip gitmesi, yazdığın cümlelerin yok olması, kitaplarını yok olmasın diye üç defa çoğaltmak ve arkadaşlarının evinde saklamak zorunda bırakılmak.

Alıntılamak istediğim çok cümle var fakat kitabın tamamını okuyarak tadına varacağınız zevki azaltmak istemediğimden bu kadarıyla yetiniyorum. Yaşar Kemal kendini birçok yönden anlatmış bize, bence onu tanımak için okunması gereken bir kitap. Ve eminim bu kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını okurken farklı bir gözle bakacaksınız, en azından benim için öyle olacak.

Artık Çukurova denilince aklına Yaşar Kemal geleceklerden biri de benim. Benim büyük bir heyecanla okuduğum bu kitabı sizlere de tavsiye ediyorum.

Ve yazıma Yaşar Kemal'in şu satırlarıyla son veriyorum: "Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun.
İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın.
Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin.
İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır.
Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar."
205 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
"Yaşar Kemal Okumayan Kalmasın Vakfı" kurucu üyesi https://1000kitap.com/lebowski/Duvar/ sayesinde okuduğum bu kitaba inceleme yazmamak mümkün değil. :)
Böylesine güzel bir yazı diline sahip olmak, her daim ezilen kesimin sesi olmak, yarattığı eserlerle çoğu kez başı derde girmiş dahi olsa da asla ideallerinden vazgeçmemek her yazarın harcı değildir. Ama Yaşar Kemal için bunlar o kadar olağan şeyler ki bu şekilde yaşamamak onun için anormal olsa gerek.

Kitap 1957 yılında tanıştığı Fransız yazar Alain Bosquet ile yaptığı söyleşileri içeriyor. Kitap ilk olarak Yaşar Kemal'in ailesinin asırlardır yaşadığı Van yöresinden göçüyle başlar. Orada annesinin, babasının, amcalarının ve köy halkının nasıl göç yapmak zorunda kaldığını anlatan Yaşar Kemal bu coğrafyanın insanlarının yaşamak zorunda bırakıldıkları kaderi anlatır. Bu konu hakkındaki bilgileri aile büyüklerinin anlattıklarından ibarettir. Ailesi Van'dan Toroslara göç eder. Ve Yaşar Kemal henüz doğmamıştır. Yaşar Kemal Kürt bir aileye ama Türkmen bir yöreye doğar. Burası aşıklar diyarıdır. Karacaoğlan'ın, Dadaloğlu'nun doğup büyüdüğü, uğruna şiirler söylediği Toroslar'dır, Çukurova'dır. Çukurova'nın gelişmiş kültürünün yazın hayatını çok etkilediğini belitir. Çünkü o destan geleneğinden gelen bir aileye sahip olmasıyla beraber destancılığın aşıklık sanatının çok gelişmiş olduğu bir yöreye doğmuştur. Bunların onun hayatını ve eserlerinin etkilememesi ne mümkün...

İlk başlarda büyüklerini dinleyerek kendini geliştirmeye başlayan usta yazar küçük yaşına rağmen (8) destanlar anlatmaya, kendi hayal dünyasına büyüklerini de hayran bırakmaya başlamıştır.

Anlattıklarıyla etrafındakileri kendine hayran bırakan birinin daha sonraları daha büyük kitleleri etkisi altına alacak yazılar yazması şaşılacak bir durum değildir. Köyünün ilk okur-yazarı olan Yaşar Kemal söylediği, düşündüğü, hayal ettiği; destanları, şiirleri unutmamak için öğrenmeye karar vermiştir. Öğretmeninin verdiği parayla aldığı kalem ve kağıtla artık yazmayı öğrenmeye başlamış ve köyüne de öğretme gereği duymuştur.

İlerleyen yaşlarında Arif ve Abidin Dino kardeşlerin de yardımıyla klasikleri okumaya başlayan Yaşar Kemal kendini geliştirmeye, fikirlerini olgunlaştırmaya başlar. O artık aydın bir sosyalist yazar olma yolunda emin adımlarla ilerler. Ve ülkemizin, ilerleme kat eden her aydın insanına yaptığı gibi Yaşar Kemal için de mahpushane yolları görülür. O dönem ki hapishane olaylarını anlatan şu alıntının insanın yüreğini sızlatmamasi işten bile değil;
"Topallayarak merdivenlerden ellerim kelepçeli indim ki, anam avluda bekliyor öbür akrabalarımla. İşte şimdi yandım, dedim içimden. Topallamamam gerek. Anam topalladığımı görürse her şeyi anlar, deli divane olur üzüntüsünden. Canımı dişime taktım, mahkemeye kadar, yamru yumru, dişlerimi sıkarak, topallamadan yürüdüm ya, anamdan emdiğim süt de burnumdan geldi." Ülkemizin aydınlığı için önünün açılması gereken böyle müstesna yazarların baş tacı edilmesi gerekirken düşüncelerinden dolayı böyle iskencelere tâbi tutulması hala daha beyin sınırlarımı zorlamakta....

Hapishaneden çıktıktan sonra yazın hayatının devam edebilmesi için İstanbul' a gitmeye karar verir. Ve orada tanıdığı fikri hür vicdanı hür kişiler tarafından Cumhuriyet gazetesinde işe alınır. Gazetenin görevlendirmesiyle doğuda röportaj yapmaya başlar. Yaşar Kemal sayesinde ülkemizde röportaj konusunda büyük yol kat edilmiştir.
Bundan sonraki yaşamı da zorluklarla dolu olan yazar; elde ettiği başarılarla evrensel bir değer olup, eserleri yabancı dillere çevrilmiştir. Ve acı sonlar hep vardır ne yazık ki. 28 Şubat 2015'te hayata veda etmiştir. :/
Ülkemizin sahip olduğu yüce değerlerden biri olan Yaşar Kemal' i bu kadar geç tanımış olmak beni üzmüş olsa da onu tanımanin verdiği zevk tarif edilemez. Eğer siz de Yaşar Kemal ile henüz tanışmadıysanız Sevgili Yasin' in düzenlediği bu etkinliğe sizi davet ediyorum :) #29267027
Sürç-ü lisan ettiysek affola :)
187 syf.
·7 günde·10/10
Bu kitabı incelemeye geçmeden önce bir kaç cümle eklemek istiyorum.Yaşar Kemal'i okumamı sağlayan Elif ablaya çok teşekkür ederim. ( Tabii ki de bu yaptığı iyiliklerin ilki değil) Şimdi inceleyebilirim. İncelemeden çok kitap özeti gibi gelebilir.Kitap hakkındaki duygularımı da eklemeden olmayacak bu iş.
(Spoiler içerir)
Alain Bosquet, Yaşar Kemal'e 30 soru soruyor ve Yaşar Kemal cevaplıyor. Yaşar Kemal göçtükleri Van'dan, kendisine ilham kaynağı olan Çukurova'dan söz ediyor. Ailesinin, kendisinin yaşadığı zorlukları, yaşadığı çevrenin sosyolojik analizini yapıyor. 4 yaşındayken gözlerinin vurulması Yaşar Kemal'i derinden etkilemiş. Benim de gözyaşlarıma hakim olamadığım bir bölümdü. Daha sonra ilkokul ortaokul yıllarını anlatıyor. Küçüklüğünde başlayan entelektüel kişiliği beni de kendisine hayran bıraktı. Abidin Dino ve diğer sanatçı dostlarıyla yaşadıkları, gazeteci olmak için gerçek kimliğini saklamak zorunda olması, uzun zaman fişlenmesi Yaşar Kemal'i , Yaşar Kemal yapıyor. 20. yüzyıl Türkiyesini, doğa tahribatlarını, kapitalizmi açık bir dille eleştiriyor. Yaşar Kemal kendini, bana 30 cevapta hayran bıraktı. Yaşar Kemal'i tanımanız ve anlamanız için tavsiye edebileceğim bir kitaptır. Sevgiyle kalın, kitaplarla kalın, Yaşar Kemal'le kalın...
200 syf.
Yaşar Kemal hakkında belki de başka hiçbir yerde öğrenemeyeceğimiz bilgiler barındıran, Alain Bosquet'in son derece cesur ve yaratıcı sorularına üstadın verdiği cevaplardan oluşan akıcı ve doyurucu bir kitap. Kitap boyunca kendinizi sıcak, samimi bir sohbetin içinde buluyorsunuz. Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal'in ağzından dinlemek, onun sizi alıp size Anadolu'yu gezdirmesi, çocukluğundan başlayıp, kendisini etkileyen türlü hatıralarını sizinle paylaşması, yüreğinin ve zihninin en ücra köşelerini size açması, size kendisini yeniden tanıtması oldukça keyifli ve verimli bir deneyimdi. Ayrıca yaşadığı zorlukları, kitaplarını yazma sürecinde gördüğü baskıları, yazmak istediklerini, yazamadıklarını, bazı eserlerinin özeleştirisini, Türk ve dünya edebiyatına bakışını samimi bir şekilde aktarıyor. Yazarları kendi ağızlarından dinlemek şüphesiz onları daha doğru ve iyi anlamak adına bir ayrıcalıktır. Böyle bir kitabın var olması beni mutlu etti. Onun hayatına bu kadar yakından tanıklık ederek okuduğum bazı kısımlar o kadar hoşuma gitti ki, tekrar tekrar okumaktan kendimi alamadım. Yaşar Kemal'i daha iyi tanımak ve anlamak için mutlaka okunması gereken bu kaynak kitabı herkese tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...
188 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Hikaye ve roman anlatma ve yazma yeteneği üstün bir seviyede olan yaşar kemal bu yeteneğini kendini anlatırken de sergilemiştir.(Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz :D ) Sanki okurken Yaşar Kemal’le aynı masadaymişim gibi hissettim. Hayatı, yaşadıkları, yaptığı işler, verdiği mücadeleler, gerçekten çok güzel.

Yaşar Kemal’in hayatında çok güzel anılar biriktirdiğini görünce bu araları kendi sözleriyle anlatınca hayran olmamak elde değil. Kitabı okurken çoğu yerinde tüylerim diken diken oldu. Yaşadıklarını anlatırken hissettim resmen duygularını.Diğer yazarlarla olan anılarını çok sevdim mesela .
Yazdığı her romanda ve hikayelerde dilini geliştirmesi onu bu kadar sevmemizin temel nedenlerindendir. Hikaye ve romanlarının kısmen bazılatını yürürken yazması bana çok hoş geldi. Bu kitapla tanışmamı sağlayan arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum.
188 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitapta Yaşar Kemal’in birçok bilinmeyenini öğrenme imkânı buldum. Genel çerçevesi ile yazarla ilgili hepinizin az çok bir şeyler bildiği aşikâr, ancak kendi adıma söyleyeyim kitabı okuyunca birçok şeyi bilmediğimi fark ettim.
188 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yaşar KEMAL yazarlığı dışında kimdir? Neler yaşamıştır? Hayata ve Dunya'ya bakış açısı nasıldır? Tüm bunları merak edenler için kendi ağzından öğrenme fırsatı. Kaçırmayın derim.
Yoksulluk, dünya çok zengin olduğu halde, insanlığın yüz karası değil mi ? Bir insanın başka bir insanı aşağılaması, bir ülkenin, bir toplumun başka bir toplumu aşağılaması bütün insanlığın aşağılanması değil de nedir?
Bana hiç bir zaman çocukmuşum gibi köyde kimse davranmadı. Başka çocuklara da...Bizim köyde çocuklar da insandı...
Yatacak yerim yoktu, fabrika müdürü Aslan Bey bana yatacak yer verdi fabrikada. Geceleri fabrikada çalışıyor, sonra da derslerimi yapıyor, fabrikadan her gün ortaokula gidiyordum. Aslan Bey, bana, bir çocuğa değil de saygıdeğer bir insana gösterilen saygıyı gösteriyordu. Hiç kimseden hiçbir yardım kabul etmediğimi biliyordu.
Yaşar Kemal
Sayfa 40 - YKY 8. Baskı 2017
Ben İnce Memede başladığımda 24 yaşındaydım. İnce Memed de 21 yaşındaydı. Ben İnce Memedin dördüncü kitabını bitirdiğimde altmışımı geçmiştim. İnce Memed daha 25 yaşında… Yirmi beş yaşından sonra kim bilir ona ne olmuştur, diye ara sıra düşündüğüm de oluyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor
Alt başlık:
Alain Bosquet ile Görüşmeler
Baskı tarihi:
Temmuz 2004
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807381
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Alain Bosquet,Yaşar Kemal ile 1957'de bir Amerikan dergisi için söyleşi yapmak amacıyla tanışmıştı. Tanışmakla yetinmedi. Yaşar Kemal'i yakından tanıdı. 1984'e gelindiğinde, artık yakın dost olduğu Yaşar Kemal'in "kendini anlatması" fikri gelişti aralarında. Yazışmalarla, yürüyen bu büyük söyleşi I989'da tamamlandı.
Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor' da Yaşar Kemal masalsı öğelerle bezenmiş çocukluğundan Anadolu topraklarının tarihine, demokrasisi kesintiye uğrayan bir ülkede yazar, birey, insan olmaktan kendi adlarına dek, kendini ülkesiyle, insanlarıyla, beslendiği kaynaklarla birlikte anlatıyor. Türkiye'nin, insanlarının sesini dillendiren evrensel yazarı dünya yazarları ve edebiyat hakkındaki görüşlerini de çekinmeden, açık dile getiriyor.

Kitabı okuyanlar 128 okur

  • Ahmet Köçek
  • Canan
  • Mehmet Sarı
  • Uğur ATAY
  • Melih KILIÇASLAN
  • Mehmet Dağ
  • alev
  • Tarık Sevim
  • SihirliFlut
  • Damla

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%27.1
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%6.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.2
Erkek
%63.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.9 (33)
9
%24.6 (14)
8
%14 (8)
7
%3.5 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0