Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu insanlık öldü mü..?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, ‘İnsanlık öldü mü?’ ya da ‘İnsanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır ; Herkes insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok… İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeye başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmaya çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen
Anlaşılan bekâr kalmak çok kötü bir şey; bir akşamı insanlar arasında geçirmek istediğinizde yaşlı bir adam olarak zar zor onurunuzu koruyarak kabul edilmeyi rica etmek, hastalandığınızda yatağınızın bir köşesinden haftalarca boş odaya bakmak, insanlarla hep dış kapının önünde vedalaşmak, hiçbir zaman yanınızda bir eşle merdivenleri çıkamamak, odanızdaki yan kapıların yabancıların evine açılan kapılar olması, akşam yemeğini dışarıdan alıp getirmek, başkalarının çocuklarına bakmak ve her defasında "Benim yok!" diyememek, dış görünüş ve davranışlar konusunda gençlik hatıralarınızda yer eden bir ya da birkaç bekâr erkeği örnek almak.
İşte böyle olacak, şöyle bir farkla; gerçekte bugün ya da daha sonra bir bedeni, gerçek bir başı ve bir de elleriyle vuracağı alnı olan birisi olarak, orada öylece kalacaksınız.