Adı:
Ağıtlar
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
275
ISBN:
9789750807480
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ölüme karşı etkin bir direniş olan ağıt, insanoğlunun ölümle yüz yüze geldiğinde duyduğu şaşkınlığı, korkuyu ve inanmazlığı dayanılır kılma çabasının sonucudur. Bin yıllardır yakılan ağıtlar, Anadoluda da çok büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gösterir. Yaşar Kemalin Çukurova bölgesinden ve Toroslardan derlediği pek çok ağıt, Ağıtlarda bir araya geliyor.rnrn"Gözümün önüne, bir deri bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal sadık Göğceli, Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan, ikide bir de kopup gelir Adanaya, çöker önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmıştır.
Babamın bir sürü kitabı vardı. Hayır hayır okumazdı. Süs olsun diye bulundururdu. Ne yapacaksın bu kitapları diye sorana kızım büyüyünce okuyacak derdi. Bilinçaltıma kitap okuma zorunluluğunu böyle yerleştirdi. Bu kitapta babamın hiç ellemediği kitaplığında duran kitaplardan biriydi. Ağıt ne demek diye sordum babama. Ağlarken söylenen şarkıya ağıt denir diyerek yaşıma uygun açıklama yapmıştı.

Yıllar sonra işte bugün o kitabı tekrar okudum. İçinde çeşitli insanların yürek acıları yaşarken yani ağlarken söyledikleri şarkılar vardı. Yaşar Kemal en güzel ağıtları bir kitapta toplamış, ağıt yakılan kişilerin hikayelerinden bahsetmiş ve anlamı bilinmeyen kelimelere dair ufak açıklamalar yapmış. İnsanı yıkan, hüzünlendiren, yaşanan acıları yüreklerde hissettiren bir kitap. Yaşar Kemal'in doğum gününde böyle bir inceleme yapmak düştü bana. Nur içinde yatıyorsun umarım büyük insan. Kitaptaki tüm ağıtlar senin için bugun tekrar okundu.
Ne kadar güzel gelenekler. Ağıtlar’ı okurken duygulanmamak ve gözyaşlarını tutabilmek biraz zor. Ağıtlar bana toplum olarak yaşamanın, acına başkalarını da ortak etmenin bence çok gerekli hatta günümüzde de sürdürülebilse dedirten bir gelenek olduğunu gösterdi. İnsanlar büyük acılar yaşarken etrafında acısını paylaşan, yaşayan insanlar görmesi ilginç bir şekilde yüreğinde ki yangını hafifletiyor. Çağdaş toplum da nerede ise herkesin bir psikoloğu var artık. Bu gelenekler devam ettirilebilseydi, insanlar kendilerini yalnızlaştırmasalardı, psikopatlaşma ve ruhsal bunalım vakaları bu kadar üst seviyede çoğalmaya bilirdi. Ağıtlar’ı okurken yüz yıl yüz elli yıl önce yaşanmış acıları yüreğinin ta derinliklerinde yaşıyorsun hiç tanımadığın insanlara kolayca gözyaşı dökebiliyorsun. Yaşar Kemal yitmekte olan bir geleneğin kalıntılarını araştırıp bulmuş ve belgelemiş. Bundan yüzyıllar sonra bu kitabı okuyan bizden sonraki kuşaklar kim bilir ne kadar yadırgayacak bu geleneği, hatta günümüzde bile aaa ölünün başında türkümü söylenir diye yadırgayanların azımsanmayacak sayıda olduğu da kesin. Yüreğine, emeğine sağlık büyük usta çünkü gerçekten büyük bir emek bu kadar ağıtın derlenmesi. Tabi o günkü koşullar düşünülünce bu kitabın oluşması günümüz şartlarıyla kıyaslanamaz bile.

Benzer kitaplar

"Ölü ortada, üstünde bir çarşaf örtülü, ölünün giyitileri de elde."
İnsanın ve insanlığın en yalın gerçekliği, ölüm karşında insanın çaresizliği ve insanın bu çaresizliğe inat öleni yaşatma ve var etme çabası olan ağıtlar. Ölümün bilinmezliğinin verdiği korku ile Tanrı'yı yaratan insan öleni ve ölümü belki reddetmek belki de içselleştirip kabul edebilmek adına yakar ağıdı.

Değerlidir ağıtlar çünkü bir itiraz, bir isyan ve yok oluşa karşı bir direnişidir de insan zihninin. Değerlidir ağıtlar çünkü insanın en büyük ve korkulu gerçekliği ölüm karşısında çaresizce en yoğun ve en doğal hisler ve duygularla söylenmiştir. Kıymetlidir ağıtlar, çünkü ağıdı yakan insanı ve insanlığı var eden kadındır çoğu kez. Kıymetlidir ağıtlar, çünkü insanlığı var eden kadının yaşamın zorlukları karşısında en güçlü savunması ve silahı olan göz yaşı karışmıştır ağıtlara.

Ağıtların kendisi kadar hikayeleri de en az ağıtlar kadar kıymetli ve değerlidir. Çoklukla, sevilen bir kişinin ölümü, imkansız denilebilecek talihsizliklerden ötürü ölümün gerçekleşmesi, murat almayıp gün görememenin hüznü gizlidir ağıtların hikayelerinde.

Çukurova ve Toroslar bölgesinin insanının ağıtlarının derlendiği bu kitap Türk dili açısından bir hazinedir desek abartmış olmayız.

"GELİNN AĞIDI; Andırın'a bağlı Geben köyünde, yeni bir gelin, bulaşıcı bir hastalığa tutuluyor. Ev sahiyeri, gelini tek başına bir odaya bırakıyorlar. Evin penceresinden, gelinin yemeği veriliyor. Gelin, bu odada altı ay yaşıyor ve öleceği akşam bu ağıdı yakıyor.

Gabırımı derin eylen
Su serpin de serin eylen
Sabah sürmel' eşim gelir
Sağ bucağa yerin eylen

Ana cerraham gelişin
Cerrahama eyi bakın
Asbabım alan olmazsa
Ataşada furun yakın"

Bin bir emek ve bin bir cefa ile derlenen bu ağıtları bize sunan Türk dilinin büyük Kürt ustası Yaşar Kemal'e saygılar olsun.
Bir de ağıtlarda doğaya, topluma, kişilere meydan okuma vardır. İlyadadaki Hektorun karısının ağıdı, bir yakınmadır. O öldükten sonra çocuğunun ne olacağı, elin aralığında kalacağı, kimsenin onun yüzüne bakmayacağı, insanlar içinde hep boynu bükük duracağıdır. Oysa Türkmen kadını meydan okur: “Çıkarım Berit başına / Başın kar olursa olsun / Çekerim bebek derdini / Dulluk zor olursa olsun.” Bu ağıttan başka bir dörtlük. “Amanın belim kırıldı / Dev’ oturup kalkmayınca / Senin bebek büyümez mi / Emmileri bakmayınca.”
Yaşar Kemal
Sayfa 40 - Görsel Yayınları
İnsanoğlunun ağıtlarda hiçbir ustalık göstermeden, düz, yalın, konuşur gibi bir şiire ulaşması ölümün verdiği sonsuz acının, insan yüreğinin sözcüğe dökülmesindendir.
Yaşar Kemal
Sayfa 32 - Görsel Yayınları
Yalnızdutta derlediğim varyantta, “Ağlayalım anam bacım kahpe Osmanlı yas mı tutar”, diyordu.
Ben ilk kitapta çıkanı, “Elin kızı yas mı tutar”ı koydum.
Yaşar Kemal
Sayfa 56 - Görsel Yayınları
Ölüm halini anlatırken de ağıtlar çok gerçekçidir. Bu gerçekçilik ağıdı büyük şiir katına yerleştiriyor: “Sağ yanından kurşun değmiş / Sol yanına boynun eğmiş / Garip garip duruyordu / Meğer kimsesi yoğimiş.”
Yaşar Kemal
Sayfa 39 - Görsel Yayınları
Anavarza Ağıdından bir dörtlük: “Anavarza at oynağı / Kana belenmiş gömleği / Kıyman aşiretler kıyman / Kör karının bir değneği.” Daha, Toroslar ve Çukurova yörelerinde, kimsesiz bir kadının tek oğlu öldüğünde, kadir Mevlam kör karının elindeki değneği aldı, denir. İki gözden yoksun kadının elindeki değnek neyse, oğlu onun için, odur.
Yaşar Kemal
Sayfa 33 - Görsel Yayınları
Anavarza Ağıdından bir dörtlük daha: “Dervişin mendili ala / Bülbül konar daldan dala / Ben öpmeğe kıyamazdım / Belemişler kızıl kana.” Bu ağıttaki şiddet, şiirsellik bir oğul pahasınadır. Ben öpmeğe kıyamazdım teması da halk şiirlerinin, daha da çok ağıtların ortak temasıdır. Karacaoğlanın: “Varıp bir kötünün koynuna girmiş / Şu benim öpmeğe kıyamadığım.” Kozanoğlu Ağıdından bir dörtlük: “Karalı yağlık karası / Adana Kozan arası / Ben öpmeğe kıyamazdım / Ak döşü süngü yarası.” Hacının Ağıdından başka bir örnek: “Kanlı yelek kanlı kuşak / Buna can dayanmaz uşak / Ben öpmeğe kıyamazdım / Yatırdılar kuru yere.” “Ben öpmeğe kıyamazdım” sözleri türkülerin, ağıtların boyuna yinelenen ortak sözlerinden biri. Birçok türküde, ağıtta başka başka biçimlerde bu temaya rastlarız.
Yaşar Kemal
Sayfa 33 - Görsel Yayınları
Ağıtlardaki ince, belli belirsiz lirizm belki başka hiçbir edebiyatta yok. Lirizm her zaman yanlış anlaşılmıştır. Ağıtlardaki lirizm en uçtaki, yoğun duyguların en ince anlatımıdır.
Yaşar Kemal
Sayfa 37 - Görsel Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağıtlar
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
275
ISBN:
9789750807480
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ölüme karşı etkin bir direniş olan ağıt, insanoğlunun ölümle yüz yüze geldiğinde duyduğu şaşkınlığı, korkuyu ve inanmazlığı dayanılır kılma çabasının sonucudur. Bin yıllardır yakılan ağıtlar, Anadoluda da çok büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gösterir. Yaşar Kemalin Çukurova bölgesinden ve Toroslardan derlediği pek çok ağıt, Ağıtlarda bir araya geliyor.rnrn"Gözümün önüne, bir deri bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal sadık Göğceli, Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan, ikide bir de kopup gelir Adanaya, çöker önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmıştır.

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • Nurten Ulaba
  • Ahmet Kaya
  • Yunus Akar
  • Galip
  • Frezya
  • Lilakitap
  • Okan Kuzu
  • Lord Of The Sea
  • ENES GENÇ
  • Adsız Alkolik

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%35
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34
Erkek
%66

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%70 (14)
9
%15 (3)
8
%5 (1)
7
%5 (1)
6
%0
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0