Hayatta bilinen ve istenen; insanların işini zevkle yapmaları, şöhret ve parayı ikinci plana atmalarıdır.
“Parasız çalışın, enayi olun, projelerinizi kaptırın,” demiyorum ama kafanızda sürekli kendinize dair hesaplar ve başkalarına dair şüphelerle yaşarsanız inkıtaya [kesintiye, akamete] uğrar ve verimli olamazsınızz
Onlu yaşlarda insanlar birtakım densizlikler yaparlar. Hata olmasına hatadır; yine de bu hatalar zaten bir yerde insana hayatı öğretir.
Ama bu, altı boş olduğu hâlde sürekli kendini biliyormuş gibi gösterme hâli yirmilerden, hatta otuzlardan sonra yapılırsa işte o zaman ciddi sıkıntı yaratır.
"Hata yapacağım," diye yabancı bir dilde konuşmaktan çekinirseniz çok açık ki o dilde konuşmayı da ögrenemezsiniz.
Bilgiyi işlemek gerekir.
Ayrıca kendinizi sürekli frenlediğiniz vakit de hiçbir şey bilmediğinizi sanarlar.
Bunun da sonuçlar ağırdır.
Cesaret sizden vaktinizi ister. Çünkü cesaret her gün kendinizden bir nebze feda edip bir fikri geliştirmeye koyulmaktır, bir meseleye katkı sunmaktır veya bir kurumun büyümesine yardımcı olmaktır. Bu da sistem ister, prensip ister.
Demek ki cesaret evvela düşünmek ister.