Biz insanlar daima ilk izlenime değer veririz. İnsan en inanılmayacak şeylere kanabilecek yaradılıştadır. Ama bir kez kafasına bir şey yerleşti mi, onu söküp atmak isteyenin vay haline!
Eğer insanlar sürekli geçmişteki acılarını canlandırmak uğruna bu denli caba harcayacaklarına, hallerinden memnun olacaklarına, kayıtsız bir şimdiye katlansalardı, çektikleri acı daha az olurdu.
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk başta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle Gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılmadığımız için güçlü olanı haklı kıldık.