Hiçbir çocuk bir buğdayın ekmek olabilmesi için insandan ziyade rüzgara, güneşe ve yağmura ihtiyacı olduğunu bilmiyor. Her şey sadece kendi ellerine ve o ellerin yaptıklarına bağlı sanıyor,tabiata hükmedeceklerini zannediyorlar. İşin kader ve tevekkül boyutunu unutuyor,büyük bir hırsla kendilerine odaklanıyor,harici bir durum yaşandığında dünya başlarına yıkılıyor. Tüm canlıların,tek bir canlı gibi birlikte çalıştığını gözden kaçırıyorlar. Hayret, huşu, gizem ve hayranlık duygularından uzak,bir et yığınından farksız bir şekilde evden okula gidip geliyorlar. Bizde dünyayı robotların istila edeceğine dair distopyalar okuyup duruyoruz. Çocuklarımızın o robotlardan farkı varmış ve çocuklarımızla birlikte o distopyanın kahramanları değilmişiz gibi.