Senin mutluluğun, maskesini çıkarmış elemindir.
Ve gözyaşlarınla doludur, kahkahalarının yükseldiği kuyu.
Varlığını ne kadar derin kazarsa elem, o kadar çok mutlulukla dolarsın.
Çünkü pişirirsen ekmeği kayıtsızlığınla, acır tadı, insanlar yer ama doymazlar.
Kinle ezersen üzümü, kinin zehirler şarabı.
Ve melekler gibi söyler ama sevmezsen şarkıyı, boğarsın gündüzün ve gecenin seslerini.
Acı dolu günler geçirdim surlarının içinde, yalnızlık içinde uzun geceler. Ve kim terk edebilir acısını ve yalnızlığını pişmanlık duymadan.
Ruhumdan çok fazla parça saçtım bu sokaklara, hasretimin sayısız çıplak çocuğu bu tepelerde dolaştı,
Ve çekilemem onlardan ağrısız, sızısız.