Simgovsky

- Mutlulukmuş ... Nedir peki bu? Arzular acı vericidir, değil mi? O zaman apaçık: Mutluluk, hiçbir arzunun olmaması demektir, en ufak bir arzunun ... Bugüne kadar mutluluğun önüne artı koyarken mutlak mutluluğa ise eksi, hem de ilahi bir eksi koymuş olmamız nasıl da büyük bir hata, nasıl anlamsız bir önyargı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan roman gibidir, son sayfasına kadar nasıl biteceğini bilemezsin. Yoksa okumanın anlamı olmazdı ...
Varamayacağını biliyorsun ama yürümekten başka çaren de yokmuş gibi.
: Kağıdın altında, sağ köşede biçimsiz bir leke, mürekkep damlamış oraya ... Lekeye katlanamıyorum, hiç fark etmez, ister mürekkep olsun isterse ... ne lekesi olduğunun önemi yok. Biliyorum, eskiden olsa, benim için yalnızca sevimsiz bir durum olurdu bu, yani böyle bir leke gözüme hoş gelmezdi. Oysa şimdi bu gri lekecik bana kara bir bulut gibi geliyor, onun yüzünden her şeye bir kurşunilik, bir karanlık çöküyor; neden? Yoksa bu da mı yine "ruh" ?
Zil çaldı. Gün başladı. Bütün bu düşünceler ne ölecek ne yok olup gidecek, yalnızca gün ışığıyla örtülecek; tıpkı görünen nesnelerin geceleri ölmemesi, gecenin karanlığıyla örtülmesi gibi. Kafamda hafif, dalgalanan bir sis. Sisin içinde uzun, camdan masalar; ağır ağır, ses çıkarmadan, çenelerini eşzamanlı oynatan küre kafalar. Uzaktan, sisin içinden metronam tıklamaları geliyor ve bu alışageldik, okşayıcı müzik eşliğinde bir makine gibi, herkesle birlikte elliye kadar sayıyorum: Her lokma için kanunla belirlenmiş elli adet çene hareketi. Derken mekanik uyumu hiç bozmadan aşağıya iniyor, adımı mesai bitiş listesine kaydediyorum, diğer herkes gibi. Ama duygularım başka: Herkesten yalıtık yaşıyorum, tek başıma, yumuşak ama sesleri boğan bir duvarla çevrelenmiş durumdayım; bu duvarın berisi, benim dünyam ... Öte yandan şu var: Madem bu dünya yalnızca benim, bütün bu kayıtlarda işi ne? Neden şu saçma "rüyalar", gardıroplar, uçsuz bucaksız koridorlar burada? Esefle fark ediyorum ki, benden Tek Devlet'e adanmış ölçülü, sağlam bir matematiksel şiir yerine bir fantastik macera romanı çıkıyor. Ah, keşke bu yalnızca bir roman olsaydı da böyle iksler, v'-1 'ler, düşüşlerle dolu yeni yaşamım olmasaydı..