Sayın Abdullah Reha Nazlı Bey’in okuduğum üçüncü eseri olan bu kitapta değerli yazarımız bizleri bilimle buluşturmaya devam ediyor. Bilim deyince gözünüz korkmasın hemen. Çünkü onun özgün kaleminde bilimsel bütün konular tane tane, herkesin anlayabileceği şekilde anlatılmış.
Onun kaleminin benim en sevdiğim yönü şu: Hayata bir adım geri çekilip geniş bir pencereden, at gözlüğünü çıkarıp bakmak. Evet, at gözlüğü. Çünkü farkında olsak da olmasak da hepimiz bu gözlüğü takıyoruz ve maalesef çok dar bir alandan, önyargılı bir şekilde dünyayı yorumlamaya çalışıyoruz.
Hâlbuki atla deve sandığınız her şeyin bir açıklaması, daha doğrusu bilimsel bir açıklaması var. Ve sevgili yazarımız bize bunu tam olarak gösteriyor. Onun kullandığı şu ifadeyi seviyorum: “Hepimiz karada yürüyen denizleriz. İçimizde okyanus taşıyoruz.” Çünkü canlılık ilk olarak suda başladı.
Şahsen ben deniz olma fikrini ve suyu seviyorum. Zaten kim denizi sevmez ki?
Son olarak ise evrimle ilgili yazarın açık ve anlaşılır ifadeleri, bence kafasında bu konuyla ilgili soru işareti taşıyan pek çok kişiye yardımcı olur diye düşünüyorum. Çünkü evrim kabul ya da inkâr edilecek bir mesele değil. İnsanlık yüzyıllar boyunca bunu tartışsa da o hep vardı ve var olmaya da devam edecek.
“Derler ki; binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır.
-Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam,
-Dünyayı yönetmiş olan Nizamülmülk,
-Dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah…”
Abes çarkı aynı şekilde dönmekte ve hala kollektif yalanlar içinde oyalanmaktayız. Saatleri ayarlama enstitüsü, değişik adlarla faaliyetini sürdürüyor. Hayatımıza Halit Ayarcı’ların mantığı hakim. İrdal’lar hep mütereddit, beceriksiz, tembel ve işin şakasında. Kitlelere gelince, onlar her zaman hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih etmişlerdir.
Erich Fromm kitap incelemesine öncelikli olarak Erich Fromm kimdir? sorusuna bir cevap vermeye çalışarak başlamak istiyorum. Kendisi psikanalist, sosyolog, tarihçi, iktisatçı ve bir antropologdur. Etkilendiği kişilere gelecek olursak; Spinoza, Eckhart, Kierkegaard, Marx, Freud, Alfred Weber' dir diyebiliriz. yazar bu kitabında genel olarak sosyolojini psikolojiye etkisi üzerinde durmaya çalışmış ve Freud'un psikanaliz kuramlarına kendince cevaplar vermiştir. Hümanist düşünce anlayışının sonucu olan bu kitap 1956 yılında yazılmış olmasına rağmen günümüz sorunlarına bir cevap niteliği taşıyor benim gözümde. Çağdaş kapitalizmin ve çağdaş insan anlayışının insanın gelişimde ve psikolojisindeki etkilerini gözler önüne sermeye çalışmış yazar. benim için oldukça faydalı ve geliştirici bir okuma oldu. altını çizdiğim notlar aldığım bir çok bölümler var. toplam 200 sayfadan oluşan eserin son 50 sayfalık kısmına Erich Fromm'un biyografisi, röportajları ve görüşleri eklenmiş. Yazar hakkında sıfır bilgi sahibi iseniz eğer öncelikle buraya göz atmakta fayda bulabileceğinizi düşünüyorum.
keyifli okumalar dilerim.
Bozkıra yeni bir bahar gelmişti. Karlar erimiş, aç toprak suları içmiş, her şey yeşile bürünmüştü. Tepeleri karla örtülü dağlar, bozkırın binlerce yıllık masalını dinliyordu. Yamaçlarda, ormanlarda kışlar ötüyor, yerden canlılık fışkırıyordu. Ağaçlı bir düzlükte tören vardı. Sağa sola yaptıkları akınlarla sayıları çoğalan, yoksulluktan kurtulan, zaferle heyecanlanan Kutluk Şad’ın ordusu devlet kuruyordu. Sayfa 455. Bu satırlar içinizdeki bozkır özlemini hissettirecek Ötüken’e olan hasretiniz burnunuzda tütecek ve Kutluk Kağan’ın ordusunda at koşturmak kılıç vuruşturmak için yanıp tutuşacaksınız.