İnsan başka hiç kimsenin yapmadığı gibi sana gerçeği söyleyebilir diye yazmıştı ona ve insan sana hem kendi hem de senin hatırına gerçeği söyleyebilir aslında insan kendi gerçeğini doğruca senden bile öğrenebilir...
Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım,bu yaşamın bir anlamı olurdu,daha doğrusu bu sorunun hiç anlamı olmazdı, çünkü dünyadan bir parça olurdum.Bu dünya olurdum,oysa şimdi tüm yakınlık gereksinimimle onun karşısındayım.Öylesine önemsiz olan bu us, işte beni tüm evrenin karşıtı yapan bu... dünya ile düşüncem arasındaki bu kırılmanın temeli,bu konudaki bilinçliliğim değil de nedir?
Kendi koşulumun dışında olan bir anlamın benim için anlamı ne? Dokunduğum şey, bana karşı direnen şey işte budur benim anlamadığım.Yalana başvurmadıkça, benim olmayan,benim kendi koşulumun sınırları içinde hiçbir anlam taşımayan bir umudu araya sokmadıkça , bundan başka hangi gerçeği tanıyabilirim?