Kel kafalı, gözlüklü, gençliğini çoktan yitirmiş birinin kaleme aldığı yazıyı okumaya koyuldum kardeşlerim. Bir yandan yumurtamı, reçelli ekmeğimi yiyor, öte yandan da gençliğin nereye yöneldiğini okuyordum. Efendim, herkes gençliğe hoşgörü ile bakıyormuş. Ne var ki bu, yanlış bir tutummuş. Analar babalar Engizisyon'dan kalma kırbaçlarını, işkence aygıtlarını çıkarıp çoluk çocuklarını falakaya yatırmalıymışlar. Okullara iriyarı, güçlü öğretmenler alınmalıymış ki bir vuruşta yedimizi birden gebertsin. Bu saçmalar midem bulandırdı. Gene de bizlerden söz edilmesi hoşuma gitti.