Simurg

Simurg
@Simurgbook
instagram.com/simurblog?igsh=... “Tanrım, affet beni; tek günahım kitaplar!”
Şehirlere hikayeler anlatıyorum…
Atina’da bir kütüphaneye girdim. Ama burası bildiğim kütüphanelerden değildi. Yunanistan Ulusal Kütüphanesi, sanki kitaplardan çok ışığı saklıyordu. Cam duvarlardan içeri dolan gün ışığı, rafların arasında dolaşıyor; insanın içine de bir şeyler yerleştiriyor. Sessizlik var ama eski kütüphanelerdeki gibi ağır değil. Daha canlı, daha nefes alan bir sessizlik. Belki de en çok bu şaşırttı beni: Kimse bilgiyi korumaya çalışmıyor burada, aksine herkes onu birbirine bırakıyor gibi. Bir kütüphane düşün, insanı susturmuyor… düşündürüyor.
Reklam
Akşam akşam...
Evde bir sessizlik vardı; ama bu sessizlik, huzurdan değil, bir şeyin eksilmiş olmasından doğuyordu. Sanki odaların içinden biri çekilmiş, geriye sadece yankı kalmıştı.
Bir nevi Araf’tayım!
Puan vermedi·
Beğendi
Bu kitap bir hikâye anlatmıyor; bir hâlin içine bırakıyor insanı. Ölüm ile yaşam arasındaki o belirsiz eşikte, insanların aslında ölümü değil, gerçeği kabullenemediğini gösteriyor. Parçalı anlatımıyla zihni zorlayan ama duyguyu derinleştiren bir metin. Okurken anlamak değil, hissetmek gerekiyor. Çünkü bu kitap okunduktan sonra hatırlanan şey olaylar değil, içte kalan bir ağırlık. İnkarın kelimelerle somutlaşmış hali… •İnsanlar başkasının iyiliğini değil, kendi yalnızlıklarını düşünür. •Bazen insanlar seni sevdiği için değil, seni kaybetmek istemediği için yanında tutar. Bende kalan 2 derin anlam… Okuyun da diyemem okumayın da… Deneyimleyebilirsiniz belki… Bardo!!!
AraftaGeorge Saunders · DeliDolu Yayınları · 2017570 okunma
En iyi giriş cümlen hangisi?
Gabriel Garcia Marquez Kolera Günlerinde Aşk “Kaçınılmaz bir şeydi: Acıbadem kokusu ona mutsuz aşkların yazgısını anımsatırdı hep. Doktor Juvenal Urbino, yıllardır kendisi için önemini yitirmiş bir olayla ilgilenmek üzere koşup geldiği, hâlâ alaca ışığa gömülü odaya girdiği an ayrımına vardı bunun. Antilli göçmen, harp malulü, çocuk fotoğrafçısı, satrançta en yufka yürekli rakibi, bir altın siyanürüyle belleğin işkencelerinden kurtarmıştı kendini.”
Reklam