Simya'nın gözyaşları çocukluğunun geçtiği sokağa, Baturların bahçesine dökülüyordu. O günleri zihninde tekrar yaşayan Gamze de Simya'ya sarılıp sessizce ağladı.
"Ey iman edenler!" dedim, “Râina demeyin, uzurna deyin. Bizi davar gibi güt diye konuşmayın, bize bak diye konuşun ve dinleyin. (38) İşte, doğrucu olanlar böyledir.
Bütün bu normalliğe doğadaki diğer canlılar da kayıtsız kalmaz, en içten duygularla karşılık verirlerdi. Köpekler ayrı, kuslar ayrı; bitkiler, ağaçlar apayrı mutluluk şarkıları, türküleri söylerlerdi. Bulutlar yüklerini boşaltırken, tüm herkes Ulu Allah'a dualar ederdi.