Yitiksevdam

Yitiksevdam
@Sinan3065
Hayatı boyunca hiç evlenmemiş olan bir adam varmış. Bu adam 90’lı yaşlarında evinde ölüm döşeğinde yatarken komşuları gelmişler. Ve ona ölmeden önce bir şey sormak istediklerini söylemişler. “Doksan yaşına geldin ve ölüyorsun, neden bu yaşına kadar evlenmedin. Bu işin bir sırrı mı vardır, evlenmemenin sebebi nedir? Eğer bir sırrın varsa bize söyle de merakımızı gider, zaten artık ne önemi kalmış olabilir ki.”Adam da azıcık kalmış haliyle doğrulmuş ve başlamış anlatmaya, “Evet, bir sır var. Ben evliliğe karşı değilim ama mükemmel bir kadın arıyordum. Yıllarca aradım, aradım, aradım, ve sonunda bu yaşa kadar geldim.” Komşuları da şaşırmış, nasıl yani yıllarca arayıp da bulamadın mı? Bu koca dünya üzerinde, milyonlarca insan var, bir tane mükemmel kadın bulamadın mı?” demişler.Ölmek üzere olan adamın gözlerinden yaşlar aktı. “Evet, bir tane buldum” dedi. Soruyu soran tamamıyla şoka uğramıştı. “Peki öyleyse neden o kadınla evlenmedin, ne oldu?” diye sordu. Yaşlı adam, “Kadın da mükemmel bir koca arıyordu.” Hani bir söz var ya, “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır” diye aynen öyle kusursuz eş arayan eşsiz, kusursuz aile arayan ailesiz kalır. Çünkü her insanın kusurları vardır. İnsan için en büyük kusur da kusursuz insan aramasıdır. Olgun/Kamil insan, insanı tanıyandır, insanı bilendir. İnsanların hatalarını, kusurlarını, zayıflıklarını göz ardı etmesini, görmezden gelmesini bilmek gerekmektedir. Şu yaşadığımızın hayatın şifresi de budur.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biliyorum oğlum, epey yaşlandım. O sabahları yatağından doğrulduğu gibi soluğu mutfakta alip, bir çırpıda size tereyağlı bazlama yapan anneniz değilim artık.. Ellerim titremeye başladı, gözlerim iyice seçemez oldu, dizlerim desen hiç hayrı yok bu yaşlı bedeni taşımaya.. Geçen akşam istemeden kulak misafiri oldum konuştuklarınıza. Huzurevine yerleştirelim diyordu hanımın. Takma dişlerimden tiksiniyormuş, yemek yerken ağzımın aldığı şekilden bir de. Yakında altına da kaçırır bu, o zaman hiç bakamam diyordu benim için.. Eh, haksız da sayılmaz hani. Kızmıyorum ona, kırgın da değilim hiç kimseye. Elimde olsa ben de bu yaşlılığı koyar gelirdim kapının önüne. Ama atsan atılacak, satsan satılacak gibi bir şey değil işte. Tamam oğul! Ben giderim, sizin huzurunuz bozulmasın yeter ki. Ben giderim. En çok da senin, torunlarımın özlemi yakacak yorgun yüreğimi ona üzülürüm işte. Ama sen unutmazsın anacığını biliyorum, arada gelirsin ziyaretime. Güle güle oğul, güle güle.....
1000Kitap
Bir zaman seni diledim HAK tan Verir ama korkarım ki geç olur.
1000Kitap
İngiltere’ de büyük bir holdingin önünde bir kambur köşeye kurulmuş bir büfede döner satmaktadır . Holding in sahibide her sabah ve akşam gelip geçer iken kambura -“günaydın kambur , iyi akşamlar kambur , nasılsın kambur , işler nasıl kambur ? “ diye seslenirmiş . Seneler sonra bir sabah “ günaydın kambur “ der kambur döner bıçağını çekip İş adamını öldürür. Hiç bir avukat Kambur’un savunmasını yapmak istemez ve kabul etmez . Kambur’unda ağzını bıçak açmaz hapiste idam kararını bekler . Fransa’da olayı duyan bir avukat İngiltere’ye gelerek Kamburun savunmasını üstlenir......mahkeme heyeti toplanır .herkes ayağa kalkar söz savunmadadır. Fransız avukat ( şimdi hayal edin avukatı ellerini masaya yavaş yavaş vurarak ve tek tek kelimeleri seçerek) yargıça döner “saygı değer Yüksek İngiliz mahkemelerinin yargıçları size Yüksek Fransız saygı değer mahkemelerinin yüksek yargıçlarının sevgi ve saygılarını getirdim. Hakime döner “ yüksek İngiliz mahkemelerinin saygı değer hakimleri size yüksek Fransız mahkemelerinin sevgi ve saygılarını getirdim. Savcıya döner “ yüksek İngiliz mahkemelerinin saygı değer savcıları size yüksek Fransız Saygı değer mahkemelerinin savcılarının sevgi ve saygılarını getiriyorum “ jüriye döneeeeeer ve Hakim ser bir şekilde masaya vurarak “yeter be Adam savunmana geç “ der hiddetlenir . Avukat da “ aman efendim ben size ne dedim hakaret etmedim , küfür etmedim , siz neden hiddetlendiniz beni susturup bağırarak iki saniye daha dayanıp beklemediniz sevgi ve saygı getirdiğim halde ? Bakın müvekkilim senelerdir taşıdığı kambur iş adamı tarafından günün düzenli ve belirli saatlerinde hatırlatılarak ona daha da bir yük olmuştur günaydın kambur , nasılsın kambur , iyi günler kambur senelerdir buna katlanmıştır siz şurda iki dakika sevgi selama katlanamadınız
1000Kitap
BABALIK BÖYLE BİRŞEY..! Delikanlı 16 yaşında iken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba, evde onun adı bile anılmayacak diye yasak koymuştu. Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyuyordu. “Oğlumu özledim, ne olur gidip arayalım, bulup getirelim” dese de, baba geri adım atmıyordu. Aradan iki yıl geçmişti. Oğlunun doğum günü o yıl Babalar günü ile aynı güne denk gelmişti. Annenin ağlamaklı halini görünce dayanamadı baba “Şu adrese git, oğlunu gör” dedi. Ve ekledi, “Adresi benim verdiğimi söyleme ama” Birkaç şey daha söyledi ama anne duymuyordu bile, aklında bir tek adres kalmıştı. Anne sevinçten uçuyordu. Hemen hazırlandı yola koyuldu. Büyük bir şehrin karşı yakasındaydı babanın verdiği adres. Gittiği adres bir tamirhaneydi. Oğlunu tulum içinde gördü. Bir süre ıslak gözlerle dükkanın karşısından izledi ve oğluna doğru yaklaşmaya başladı. İki yıl boyunca kendisini arayıp sormayan ailesini unutan delikanlı aniden annesini karşısında görünce önce şaşırdı, sonra koşup sarıldı annesine. Babası hariç herkesi soruyordu, “o nasıl, bu nasıl,” diyerek. Ve sonunda “O adam nasıl, hala aksi ve anlayışsız mı?” diye sordu annesine. Anne cevapsız bıraktı bu soruyu. “Hadi oğlum gel eve gidelim” dedi. “Hayır anne, ben böyle iyiyim. O adamla tekrar aynı evde yaşayamam” dedi ve dükkana doğru yürümeye başladı. Arkasından bir süre bakakalan anne hazırladığı pastayı oğluna vermek için seslendi. Delikanlı pastayı alırken annesine “Anne ne olur ısrar etme, gelmeyeceğim. Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir adamla aynı evde yaşayamam ben” dedi. Anne boynu bükük halde oğlunun yanından ayrılmaya hazırlanırken “Peki oğlum sen bilirsin. Anlaşılan çok kararlısın, gelmeyeceksin. Ama baban dedi ki; son bir aydır arkadaşlık ettiği
1000Kitap