Yitiksevdam

Yitiksevdam
@Sinan3065
"Biraz kül biraz duman,o benim işte ‘diyerek halimizi arz ederken ‘’gözlerinin içine başka hayalin girmesi ‘’kuşkusu ile kıvrandık. ‘’Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı’’ derken ,Leylanın bir özgecan olduğunu hatırlayıp belki de son kez ’’Sevgilim sen olmazsan yaşamak neye yarar’’diyebilmeyi, ‘’Zulmetle ayrılık bestesi yapan ‘’ geceler’’ de;‘’ Geçmesin günümüz sevgilim yasla, O güzel başını göğsüme yasla’’diye içten bir dua ile avunduk. Koca bir ömrün ‘’ bir garip yolcusu’’ olurken ‘’ Sazlar Çalınan Çamlıca Bahçelerin’’i özledik. Tam da ‘’Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan’’ derken yol üstü durağında karşılaştık gurbetle. ‘’ Nasibim olsun bir yudum şarap’’ diyerek ‘’ Bir Bahar Akşamı rastlantıların da karşılaşıp ‘’ Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç’’demeden ‘’içimizdeki gurbetle’’birlikte ‘’Bir tepeden bakıp seyrettik aziz İstanbul’’u....
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
HADİ LAN!! Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker: -"Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş. Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek: -"İşte cesaret" demiş. Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker: -"Emret komutanım" diyerek komutanının yanına gitmiş. Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek: -"İşte cesaret" demiş. Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve; -"Emret komutanım" demiş. Komutan; -"Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma" demiş. Asker; -"Hadi lan" demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek: -"İşte asıl cesaret bu" demiş. .... Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara "HADİ LAN" diyebilmektir.
1000Kitap
GARİP Kardeş…..! Gariplerin Aşkı Da Gariptir, Ayrılığı Da.. Aşkları Mekan ve Zaman Tanımaz, Sonsuza Açılır. Tek Bir Gün İçinde Hem Kışı Olur Bu Aşkın, Hem De Yazı..Çok Özler, Vefa ve Sevgi Dolu Gönülden Bir Bakışı.. Onlar Hep Sevgi ve Güzellik İster. Zavallı Kara Bir Karganın Çeşmeden Su İçmesi De Vardır O Aşkta, Kır Çiçeklerinin Narinliği De..Elbette Ki, Mana Çok Derinde.. Aşkla ve Aşkıyla Yürür Garip.. Aşkı İncinirse Kolu Kanadı Kırılır. Ayrılığı Çok Hüzünlüdür. Çünkü Onun Gönlü Sevgi ve Özlemle Doludur..Ve Onu Ayakta Tutan Da, Elbette Ki Gururudur.. Gesi Bağları Gibi, Gariplerin Aşkı Da Gizlidir. ‘Gesi Bağlarında Üç Top Gülüm Var / Hey Allah’tan Korkmaz, Sana Da, Bana Da Ölüm Var’ Diye Haykıran Sesi, Elbette Ki Vefasız Sevgiliye Bir Sitemdir... Evet….! Ölümsüz Sanılan Nice Aşklar Bile, Bu Fani Dünyada Ölen Bir Aşığın Yokluğu İle, Bir Gün Mutlaka Bir Yerde Sonlanır.. Ve Ne Acıdır Ki, Gönülden Seven Kim Bilir Kaç Gariban Aşık, Kara Toprağın Bağrında Sevgiyle Kucaklanır…!
1000Kitap
GÖZLERDEKİ AŞK Büyük Şair Nazım Hikmet’e Göre ‘İlk Bakışta Değil, Son Bakıştadır Aşk.’ Yani ‘Ayrılırken Nasıl Bakıyorsa Sana, İşte O Kadar Sevmiştir Seni.’ Ayrılık Acısıyla Yanan Gönülleri Bile, Döktüğü Yaşlarla Söndürmeye Çalışır Zavallı Gözler.. Çünkü Yetersiz Kalmıştır Sevgiliye Sözler… Evet….! Bir Aşık Yüreğinde Beslediği Sevgisini Ne Kadar Gizlerse Gizlesin, O Büyük Aşkı Gözlerinde Açığa Çıkar. Gözlerde Görülen Aşk, 'Ateşin Kömürde, Suyun Kuru Toprakta Yayıldığı Gibi’ Yayılır.. Aşığın Tüm Bedenini Sarar Sarar... İşte Böyledir Dostum, Muhteşem Sevdalar....!
1000Kitap
Alıntı
"Bir gün öğretmenler odasında sınav kâğıtlarını okuyordum. Bir yandan da kız öğrencilerin yanlış olan cevaplarını silip, sınıfı geçecek notu alacak şekilde düzeltiyordum. Öğretmenler odasına giren bir beyin bu durum dikkatini çekmiş. Neden kız öğrencilerin sınav kâğıtlarını değiştirdiğimi sorduğunda cevabım şu oldu: ‘Bu kızlar eğer sınıfta kalacak olurlarsa babaları okuldan alıp 12-13 yaşında evlendirecek. Ama sınıflarını geçerlerse evlilik yaşları en az 15-16 olacak. Hem en tembel öğrenci bile derste mutlaka bir şeyler öğrenir.’ Yarım saat kadar sonra okul müdürümüz beni yanına çağırdı. Öğretmenler odasında ne yaptığımı sordu. Sınav kâğıtlarını okuduğumu söyleyince müdür ‘Peki bir bey gelmiş yanına ona ne söyledin’ diye sordu. Öğretmen Okulundan yeni mezun olmuştum. İdealist bir yapıya sahiptim. Gençliğin verdiği güçle kızgın bir şekilde ‘Size beni mi şikâyet etti o bey’ deyince, müdür; o beyin müfettiş olduğunu yanına gelip kendisine ‘Müdür bey benim sizi teftiş etmeme gerek yok sizin zehir gibi gencecik öğretmenleriniz var kendisine teşekkürlerimi iletin’" dediğini anlattı.
1000Kitap