Dünya'nın gördüğü her büyük başarı , önce bir hayaldi .. En büyük çınar bir tohumdu , en büyük kuş, bir yumurtada gizliydi....
alıntı..

Beklemenin kavuşmaktan daha güzel olduğu bir dünyada, beklemek, üstelik elinde çiçeklerle beklemek; şiirdir.

Alıntı

Alıntı
Yazı devriminden sonra ,Atatürk’ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O’na “başöğretmen” denilmeye başlanmıştı.
Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.
Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
Birgün Atatürkün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.
Atatürk:
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.

Bir anı / Alıntı
ABD LI general Harward ile Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK bir konuşmaların da general Harward sorar; paşam tarihinizi okudum elbette çok büyük komutanlar paşalar yetişirmişsiniz ama şimdi ülkenizin tamamı işgal altında ve siz müttefiklerinizle birlikte yenemediniz bu düşmanları. Şimdi nasıl, ordusuz, silahsız ve tek kalmışken nasıl yeneceksiniz. GAZI gayet sakin bir üslupla genaral tarihimizi iyi okumussunuz belli ancak biz emperyalistlerin elinde bir kuş gibi ölmektense Dedelerimiz Babalarımız gibi vuruşarak ölmeyi tercih ederiz der.
General ayağa kalkar bencede öyle olmalıdır der

Anlasilabilmek arzusu ve bir baskasini anlayabilmek yolunda verilen cabalarin, aslinda kendi ozune ve icine suzulmeyi arzuladigi bir baskasinin ozune ne buyuk bir saygisizlik, hurmetsizlik oldugunu farkedemedi insan.
Ozunu mabedi bilen akli basinda kim acmak isteyebilirdi ki, onu ulu orta?
Evet...ozun mabedindir.
Hep bunun aksini yapmaya çalıştın oysa.!! Şimdi kendinden özür dile...
Ve bugune kadar nufuz edebilen olmamissa oraya!!!
Onu hala koruyabiliyor olusunun huzuruna var.!!

alıntı..

Gök gürültüsü en çok yağmura yakışıyordu. Yağmur ne kadar masumsa, gök gürültüsü o kadar tehlikeliydi. Ama ikisi bir gök yüzünü paylaşabiliyordu.
~Alıntı~

Hersey sevdaya dair.
Her kusur her kabahat...
Sevdigi kadini batakhanede bulup, bagrina basan adam var.
Sevdigi adami dustugu cukurdan cikaramayacagini anladiginda, o cukurun basinda yaslanan kadin var.

Tek birsey sevdayla bagdasmaz.
O da GURUR.
Gurur, sen uyurken saclarini oksamaz diyordu bir siir...
Gurur seni de cok usutur.
Ben senin bu yuzden gurursuzunum iste.!!!
Sen ne kadar silersen sil beni...
Bari benim seni asla silmeyecegimi bil de azicik olsun isin diye...

Alıntı...

"Hayat insanları elinizden almaz, ihtiyacınız olmayanlardan sizi uzaklaştırır."
Alıntı

Bazı insanlar çok güzel oluyorlardı...
Görünüşleriyle değil,
Söyledikleriyle de değil
Sadece varlıklarıyla...

-Alıntı-

Aykut Aydemir, Gidiyorum Bu'yu inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Ah Muhsin Ünlü..
Gerçekleştirdiği bazı projelerden haberdardım kendisinin ki senarist, yönetmen ve yapımcı kimliğini oldukça başarılı da buluyordum..

Kendisini, sadece bu kitabını okumakla şair olarak değerlendirip değerlendirmemek tarafımca pek mümkün gibi görünmüyor..

Kitabın arka tanıtım sayfasında "Her mısrada dehanın gümüş çivileriyle çakılmış, sapasağlam şiirler" ve cümlenin devamında da "kült kitap!" diye tanımlanması tarafımca kabul görmedi..

Şiirler tamamen psikolojik açıdan serbest çağrışım ürünü olup bilinçakışı teknikle bir araya getirilmişler.. Bu, yazar için elbette oldukça anlamlıdır bundan şüphe duymaya lüzum yok lakin okur için anlamsızca bir araya gelmiş cümlelerden ibaret kalıyor..

Yunus Günce isimli bir oyuncunun şiir kitabını gördüğümde incelemiştim ve oldukça yadırgamıştım lakin bu yazarın şiirlerini de gördükten sonra kendisini anlamlandırma imkanım oluştu.. Demek ki oluyormuş..

Alıntı paylaşmak için bir kaç dizenin tesadüf ettiği mısralar da bulunuyor.. Haliyle bu kitabı müthiş bulan okurlarla uyuşmadığımı ve kendisine deha diyenler sebebiyle de deha olmaktan uzak olduğumu da fark etmiş oldum..

Ben roman okumaya devam edeyim en iyisi..