Ecem Sinemis ÜKE

Ecem Sinemis ÜKE
@Sinecemis
Kendi hikâyemden sıkıldıkça kitapların gölgesinde soluklanıyorum.
Ulu Yaratan sadece sayısız canlı türü yaratmadı. Aynı zamanda her birine özel bir biçim de verdi. Biçimlerini doğrudan Sülde'lerinin niteliği ve yeteneğiyle örtüştürdü. Ne bir milim fazlasıyla ne de azıyla. Bu şekilde doğada her biri hem yerini hem de yazgısını bilebildi. Hiçbiri aynı sebepten ötürü bir başka canlıya imrenmedi. Hiçbir zaman bir tilki, bir bürkürü kıskanmadı. Yılan, ata benzemeye çalışmadı. İt, aslanlara karışmadı. Çünkü doğanın her canlısı kendi kusursuzluğunu ve gücünü bilir. Kendini bilen bir varlık, hiçbir zaman yaratılış sahasında kaybolmaz. Daima ne istediğinin, neye ihtiyaç duyduğunun, nasıl daha da gelişebileceğinin bilincindedir. Kendi niteliklerinin dışına çıkmaya çalışmadığı için, öz gücünü kutsar. Karınca arıya imrenseydi, kendi ağırlığının kırk katını taşıyamazdı, çünkü odak gücünün yarısını bir başka canlının gücünü düşünerek yitirirdi, zira aşırı düşünmek ciddi derecede güç tüketir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çiçek sevildiği ve beslendiği sürece çoğalır.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Venüs kadim Türkçede Çolpan'dır. Bu gezegen Alın Yazısı'nın iyesinin yuvasıdır. Yeryüzünde yaşayan herkesin yaratılış sebebine doğru yürümesine destek olur. Doğanın her zerresinin bir yeteneği ve yürüdüğü bir yolu varsa, kişilerin de kuşkusuz kendilerine özgü bir yolu ve o yolda asası olacak bir yeteneği vardır. Her kim yolundan çıkacak olursa, Çolpan'ın desteğine kendisini açması gerekir. Pek çok insan zaman zaman "Şunu hep yapmak istemişimdir" der ya da "Küçükken hayalimdi..." der. Bir şey, ona hayalini veya yapmak istediği bir şeyi karanlığa çakılmış bir kıvılcım gibi hatırlatır. İşte o bir şey Çolpan gezegeninde yuvası olan Alın Yazısı İyesidir. Bu İye dişidir ve biz ona Çolpan Ana deriz. Tıva Türklerinde erkekler eşlerine Çolpan'ım diye seslenirler. Bu da "Alın Yazım" anlamına gelir.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Fakat kötü söz söylememiz, kötü düşünceler üretebildiğimizi ve dolayısıyla kötü bir kişilik yapısına sahip olduğumuzu gösterir. Peki nedir kötü sözler? Seviyesiz, aşağılayıcı ve soysuz nitelikteki küfürlerdir elbette. İnsanlar, kötü sözler kullanmadan da derdini anlatabilirler ya da anlatabilmelidirler. Elbette kötü sözler kullanmadan, olumsuz şeyler hakkında konuşulabilir. Kötü söz sadece anlatılmak isteneni kirletmez, söyleyeni de karartır. Dili terbiye ederek, hangi sözün bize ait olduğunu, hangisinin olmadığını, hangisinin bizi dünyaya anlattığını, hangisinin anlatmadığını ayırt etmek gerekir.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Geleneksel Türk Khamlığı'na göre insanların üç ruhu vardır: Sülde, Süne ve Özüt. Bu üç ruhtan biri bedenden uzaklaştığında, zayıfladığında ya da yerinden oynadığında kişinin üzerinde bedensel ve ruhsal açıdan birtakım değişimler gözlenir. Özüt de batın bölgesinde iki leğen kemiği arasında oturan ruhtur. Bedenin yaşamsal işlevini yerine getirir. Bedenin hayatta kalmasından sorumludur. Sülde: Beynin tam orta bölümünde oturan ruhtur. Bilincin kendisidir. Gözlerin ardından bakandır. Süne: Yürekte oturan ruhtur. Sezgi gücüdür. Hisleri üretir. Süne sayesinde tehlikeler sezilir.
Sayfa 24·Kitabı okudu