Kitabı Notos Kitap Yayınevi’nin Nisan 2016 basımından okuduğumu söyleyerek incelememe başlamak istiyorum. Bu yayınevinin basımının ilk sayfalarında yazarın hayatıyla paralel olarak edebiyatta ne olduğunu ve tarihsel olayları yazan bir kronoloji mevcut, yazarın öldüğü yıla kadar.
Kitabın sonunda tamamlanmamış bölümler ayrıca yer almış ve ardından Kafka’nın vasiyetine rağmen eserlerini yayımlayan arkadaşı Max Brod’un Dava kitabının ilk üç baskısının ardından yazdığı sonsözler var.
Bu sonsözlerden ilkinde neden Kafka’nın vasiyetine uymadığını açıklamış. Gerçekten ciddi ve zor bir karar ama ben samimi ve haklı buldum kendisini. Onun Kafka’nın kişiliği ve düşün dünyasına dair aktardığı şeyler de oldukça ilgimi çekti.
Kütüphaneden ödünç aldığım bu kitabın bilindik bir yayınevinden olmadığını gördüğümde biraz moralim bozulmuştu. Fakat kitabın yukarıda anlattığım gibi bir çok eklentiye sahip olması benim aşırı hoşuma gitti. Çevirisi zaten popüler yayınevlerinden birine çeviri yapan İlknur İgan’ınmış, o yüzden çeviri de iyiydi bence.
Dava kitabının içeriğiyle ilgili düşüncelerime gelirsek; bir hukukçu olarak Josef K.’nın davası benim ruhumu bunalttı. Kafka’nın da hukuk okumuş biri olduğunu dikkate alırsak bir hukukçuyu korku tünelindeymiş gibi hissettirecek bu romanının etkileyiciliğine şaşırmamak gerekir. Gerçi bu roman mesleği fark etmeksizin her insanı benzer hisler içine sürüklemiştir.
Josef K. ve davasının benim güncel travmalarıma da hitap eden tetikleyen bir yanı vardı. Dolayısıyla ruhum sıkılarak bunalarak okumama şaşmamak gerek.
Devletin yargı sistemi, bürokrasisi, memurları, kalemleri vs. her şeyi; gerçekten insanoğlunun elinde dünyanın her yerinde çok büyük sıkıntılı ortak noktalar içeriyor belli ki. Yargıda adalette yüz yılda bir adım ilerlemiş miyizdir? Belki bir