Peki onun hayattan ne anladığını konuşmayacak mıyız?
Kırgınlıklarını konuşmayacak mıyız?
Bize diyeceklerini duyabilmenin artık gerçekten bir yolu yok mu?
Her şey fazla apar topar oluyordu.Ölüm de hayat gibi telaşla mı yaşanmalı,ne yani?
İkindi namazına müteakip …
Neden? Niye? Hemen mi?
Kaburga kemiklerimin arasına gelip çöken,nefes aldırmayan o histen iyi bir şeyler çıkmayacağını bildiğim halde yine de umut ediyordum.
Umut bazen hem çok aptalca hem ne kadar da elzem…
…apar topar gitti;acelesi varmış gibi… Belki de vardı.
Çok sevdiği birini zamansız kaybedenler biliyor ne demek istediğimi…
Diğerleri mümkünse çok geç öğrensin.
Daha önce tatmadığım bir acıya doğru gittiğimi hissediyordum niyeyse.
İman tahtamın tam ortasına,kırılsa kırılacak kadar kuvvetle çöken o ağırlık hayra alamet değildi,anlamıştım.