Hayatın bir noktasında insanın gereksiz iletişimlerden, sohbetlerden yorulması ve bunlardan uzaklaşma isteği bana göre olgunlaşmanın işaretlerinden biri… Eskiden her sohbete dâhil olmak isterken, her konuda konuşma enerjisini kendimde bulurken, bulunduğum ortama uyum sağlamaya çalışırken kırk yaşla beraber insanın içinden başka bir taraf çıkmaya başlıyor. Bu iletişimlerdeki gereksiz çabalardan; yüzeysel, samimi olmayan ve sana bir şey katmayan sohbetlerden sonra kendini sanki içi boşalmış gibi hissediyorsun. İlk başta bu durumu kendi adıma, “Acaba genel bir tükenmişlik sendromundan dolayı mı böyle oldu?” diye sorgulasam da sonrasında bunun tükenmişlikten dolayı olmadığını anladım. İnsana belli bir yaştan sonra yüklenen rafinelikten olduğuna karar verdim.
Hayatına dair hiçbir olumlu anda yanında olmayan,bu anları görmezden gelen bazı insanlar vardır.Sen onları kendinden uzak zannedersin,birbiriniz için artık o kadar da önemli olmadığımızı düşünürsün ama bu bazı ilişkilerde sadece senin tarafında geçerli olabilir.
Senin hayatında güzel şeyler olurken onların sessiz kalışı umursamadıklarından değil, rahatsız olmalarındandır.
Dünyanın döndüğü yönün tersine dönesim varmış;
her söylenene karşı gelesim varmış;
benzer yaştaki herkesin yaşıyor oluşuna isyan edesim varmış gibi karışık düşüncelere müteakiben,
içimde dipsiz bir öfke büyüyordu…
Önce isyan,sonra tövbe…
Bir süre böyle gitti.