Hoca yanımızdan ayrılınca Zakir, “Hocanın çocuğu olmamış ya, bizi oğlu gibi beller, yazık adama,” dedi. Aklıma babam geldi. “Babamın çocuğu var, okşamaz; hocanın çocuğu yok, bizim başımızı okşar,” dedim. “Kimi bilemez kimi bulamaz!” dedi Zakir.
Epeyce sustu. O susmalarını bir iki damla yaş bozdu. Elinin tersiyle yaşı sildi. Ben ne yapacağımı bilemedim. Ayağımla yere bir şeyler çizer gibi oyalandım. İnsanın arkadaşı üzülürse kendi de çok üzülüyormuş…