Fakat mücadelenin başlangıç aşamasında ezilenenler hemen hemen her zaman özgürleşmeye çabalamak yerine, kendileri de ezenler yani "astlarını ezenler" haline gelme eğilimindedirler. Onların düşüncelerinin yapısı onları biçimlendiren somut, varoluşsal durumun çelişkileriyle koşullandırmıştır. Onların ideali insan olmaktır; fakat onlar için insan olmak ezen olmaktır. Bu onların insanlık modelidir.
Gerçek yüce gönüllülük, sahte yardımseverliği besleyen nedenleri yok etme mücadelesinin ta kendisindedir. Sahte yardımseverlik, korku içindekileri, boyun eğdirilmişleri, "hayatın reddedilmişleri"ni, titrek ellerle avuç açmak zorunda bırakır. Gerçek yüce gönüllülük bu ellerin -ister bireylere ister halklara ait olsunlar- yardıma giderek daha az gerek duymasını, iş gören ve dünyayı dönüştüren insan elleri haline gelmesini sağlamaya çalışmaktan geçer.
Her iki tip sekterde (sağ, sol) tarihi aynı ölçüde kendi tek eline alır, tarihi halk olmaksızın tamama erdirir bu da halka karşı olmanın bir başka biçimidir.
Özgürlük yalnızca, hayatın tehlikeye atılmasıyla elde edilir... Hayatını ortaya koymamış bir birey kuşkusuz bir kişi olarak tanınabilir; fakat o bağımsız bir öz bilinç olarak bu tanımanın gerçeğine erişememiştir.