Sadist sevgi sapkın bir sevgidir; ölüm sevmektir, hayatı değil. Bu yüzden ezenlerin bilincinin ve ölümsever dünya göğüsünün bir karakteristiği, sadizmdir.
Ezenler, bir imtiyaz olarak daha fazlasına sahip olma tekellerinin ötekileri ve kendilerini insandışılaştırdığını anlamazlar. Sahiplenen bir sınıf olarak bencilce sahip olma peşinde oluşlarıyla, kendi mülkleri içinde boğulduklarını ve artık var olmadıklarını, sadece sahip olduklarını görmezler.
Sınır tanımaz sahiplenme tutkuları içinde ezenler, her şeyi satın alma güçlerinin nesnelerine dönüştürmelerinin mümkün olduğu kanısına varırlar; katı materyalist nitelikteki varoluş kavramlarının kaynağı budur. Para her şeyin ölçüsüdür; kâr, başlıca amaçtır. Ezenler için değerli olan, daha fazlasına sahip olmaktır -daima daha fazlasına- hatta ezilenlerin daha azına sahip olması veya hiçbir şeysiz kalması pahasına. Onlar için olmak, sahip olmaktır ve "sahipler" sınıfı olmaktır.
Şiddet; ezen sömüren ötekileri kişi saymayanlarca başlatılır. Yoksa ezilen, sömürülen, kişi sayılmayanlarca değil. Antipatiyi başlatanlar sevilmeyenler değildir; sadece kendilerini sevdikleri için aslında sevmeyi beceremeyenlerdir. Nefreti başlatan horlananlar değil; horlayanlardır. İnsanı olumsuzlayan, kendilerini insan olma hakkı tanımayanlar değil; onlardan insanlığı esirgeyenlerdir.(Bunlar böylece kendi insanlıklarında olumsuzlaşmış olurlar.) Güçlünün egemenliği altında zayıf düşürülmüş olanlar değil; onları güçsüz kılmış güçlülerdir zor kullanan.
Birinci aşamada ezilenler içinde ezildikleri dünyayı deşifre ederler ve praksi aracılığıyla bu dünyanın dönüştürülmesine kendilerini adarlar. İkinci aşamada ki bu aşamada içinde ezildikleri gerçeklik zaten dönüştürülmüştür. Bu pedagoji ezilenlere ait olmaktan çıkar ve sürekli özgürleşme sürecinde tüm insanların pedagojisi haline gelir.