Başkalarını mutlak bilgisiz saymak -baskı ideolojisi için karakteristiktir bu- eğitim ile bilginin araştırma süreçleri olduğunun inkar edilmesidir. Öğretmen kendisini öğrencilerine, onların zorunlu karşıtı olarak sunar; öğrencilerinin cehaletini mutlak sayarak kendi varlığını gerekçelendirir. Hegel diyalektiğindeki köle gibi yabancılaşmış olan öğrenciler, kendi cehaletlerine öğretmenin varlığının gerekçesi olarak kabul ederler; fakat kölenin tersine öğrenciler, öğretmeni eğittiklerini hiçbir zaman keşfedemezler.
Öğretmen kapları(öğrencileri) kadar çok doldurursa o kadar iyi bir öğretmendir. Kaplar ne kadar pısırıksa dondurulmalarına izin veriyorsa, o kadar iyi öğrencidir.
Köylü, bağımlı olduğunu anladığı zaman bağımlılığını aşma cesaretini kazanmaya başlar. O zamana kadar, patrona hak verir ve "Benim elimden ne gelir? Ben sadece bir köylüyüm" der.
Ezilenlerin safına katılan, halka yaklaşan; fakat onların attığı her adımda, ifade ettikleri her kuşkuda, sundukları her öneride, "statü"sünü dayatmaya kalkışan kişi kökenini özlüyor demektir.