Düşüncemin okşadığı, ruhumun öptüğü insanı andıran çiçek! Ah benim zambağım! dedim, sapına hâlâ el değmemiş ve dik duruyorsun, her zaman beyaz, gururlu, güzel kokulu ve yalnız!
Uçurumların kenarına kadar yürümekten, felaketin dipsiz kuyusunu incelemekten, derinliğini sorgulamaktan, soğuduğunu hissetmekten ve büyük bir heyecanla geri çekilmekten aldığım hazzın hangi kadere, hangi kişiliğe atfedileceğini bilemiyorum.