Kalkınmayı başarmış ülkelerde siyasi ve iktisadi kurumlar daha kapsayıcı ve geniş tabanlıdır, yani toplumun büyük bir çoğunluğunu ekonomiye dahil etmeye uğraşmaktadır.
Fakirliği öven Katolik dünya görüşünün aksine zenginlikle bir problemi olmayan protestanlık, mensuplarının dünya işleriyle meşgul olmasına ve ticaret yapmasına karşı çıkmamış ;toplumun yararına sayarak en niteliksiz işe bile büyük önem vermişti.
Tarihsel süreçlere baktığımızda zaman hangi coğrafya ve zaman dilimi olursa olsun, insanların önce kendilerinin, sonra ait oldukları cemaatlerin ve en sonunda da çatı vazifesi gören millet gibi grupların çıkarlarını düşündüklerini, bunun eşyanın tabiatı olduğunu unutmayalım.