" Ama anlamamız gereken şu: Herkes dertte değil, herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alınacak, sınav geçilecek...Teneffüs ancak o zaman.
.................................
" Kurtaramazsın. Kurtarmamalısın da. Bak ben de eskiden senin gibiydim. Ortada bir sorun gördüğümde, her şeyi çözebileceğimi sanırdım. Sonra fark ettim ki, yardım etmeye çalıştığım kişiden daha çok ben koşuyorum onun derdine. O ise kendiyle benim kadar uğraşmıyordu. Kırkımdan sonra öğrendim, herkesin bir tekamül yolculuğu olduğunu. Kimseyi yolundan çeviremezsin. Saygı duyman gerekir. Müdahale edemezsin.
Bir kere bak "Kurtardım" derken ki kibri fark ediyor musun ? Yanlış anlama...Ben ondan daha iyi bir yerdeyim, ben onu oradan çekip çıkarırım, diyorsun. Yapamazsın. Senin gücün buna yetmez. Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter. Başkasının yolunda sadece izin verildiği kadar yürüyebilirsin. hem nereden biliyorsun müdahalenin doğru olduğunu? Olan olmuş. Sen olmuş olanı beğenmiyorsun, kendi yorumunla değiştirmek istiyorsun. Annem hep "Olan da hayır vardır" derdi. Şimdi kalkıp gitti ya kadın, bunda da bir hayır vardır . Onun bütün bunları yaşamasında, evini bırakıp buralara gelmesinde, çocuklarının onsuz kalmasında da bir hayır vardır."
" Allah biliyor, bütün olan biteni Allah biliyor. Hepsini Allah'a havale ettim. Dağ ardında olsunlar da taş altında olmasınlar. Yel essin kokuları gelsin, diye dua ettim.
Sonra ben geldim dağ ardına...
" Sonra çileli ömründe çektiği onca sıkıntıdan dolayı gözlerinin içi ancak çocuklarının iyi haberleriyle gülen anacığımı düşünmüştüm içim burkularak; dünyası mahallesiyle sınırlı olan, uzakta oturan bir akrabasını ziyarete gittiğinde kendini sefere çıkmış farz eden, tüm hayatı çocuklarının etrafında dönen anacığımı. Sanırım biraz da onun yüzünden istemiştim vatanımdaki kadınların da güzel günler görmesini, mutluluğu tatmasını. "