"Çok erken geldik," dedim başkası olmadığı için kendime. Nereden baksam birkaç saatim vardı. "Nereden baksam acaba?" diye düşündüm. Cevap bulamadım. Denizle konuşmayı denedim. Birikmiş sorularım vardı. Kendi başına davranabilen hikâye kahramanı olabilecek miydim? Bunu nasıl yapacaktım? Bu abuk sabuk gidişle mümkün olacak mıydı?
"Geminin hareketlerini personel, personelin hayatını gemi kurguluyor. Fakat yolcu her iki kurgunun da dışında. Acaba birileri onu kurmadan kendini kurabilen tek yaratık yolcu mudur? Ve yolcuyu yola kuran ya da yolda kuran var mıdır?"
İp üstünde, günler, geceler ve mevsimler geçecek, sabahları açılan perdeler, akşamları kapanacaktı. Her pencerenin ardında bir televizyonun ışığı deli danalar gibi dönüp duracak, her sabah giden insanlar, her akşam dönecekti. Onlar gidip geldikçe "Nedir, mesele nedir?" şeklinde bir soru kafamı karıştıracaktı. Garip rüyalar görecek, ay ile konuşacaktım. "Hayat hakkında fikrim yok," diyecektim kendi kendime.