"Eğer, kendi emellerimize, kendi ideallerimize göre yaşamak imkanını bulmadıksa bari kendi ölümümüzle ölelim. Ne doğduğumuz yeri, ne sevdiğimiz kimseleri, ne yüzümüzü ne kalbimizi kendimiz seçebildik. Fakat ölümün her türlüsünü seçmek bizim elimizdedir."
"Çünkü her hayatın kendine göre bir başlayışı, bir bitişi vardır. Bunu değiştirmek kimsenin elinde değildir ve olmamalıdır. Hayat, bölünmez bir şeydir. Onun belirli ve mukadder mimarisini değiştirebilir miyiz? Değiştirmek elimizde midir? Ve değiştirirsek güzel, iyi bir iş olur mu?"
"Kanlı ve vahşî bir işkencenin derin, ilâhi hazzını şimdiden duyar gibi oluyorum. Eski şühedanamelerde, yüzlerce ok yarasından can veren kurbanların her bir yarasında bir gül bittiğinden bahsolunur. Bunun gerçekle ne kadar uygun olabileceğini şimdi anlıyorum. Çünkü, vücudumda, süngülerin saplandığını tasavvur ettiğim her nokta, şimdiden tatlı tatlı gidişiyor. Bu kadar tatlı gidişen yerlerde, ancak güller açabilir ve her birinden kan yerine bal akabilir."
"Ne bu zırhlılardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni, korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifaklardır. Bizi asıl bu mahvedecek."