KADİR EKİNCİ

KADİR EKİNCİ

, bir kitabı okumaya başladı
Hacı İnan
9.6/10 · 65 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kur'an 'ın ruhu, en ölü toplumları diriltmeye kadir dir.
Sayfa 41 - DUA Yayıncılık·Kitabı okudu
1000Kitap
Muhsin Fahrizade ve bilim dünyası Mücahit Gültekin Geçtiğimiz hafta İran yapımı “Tilki” filmini izlemiştim. Film, Siyonist rejimin özel istihbarat birimi Sayaret Matkal’dan üst düzey bir ajanın İranlı bir bilim adamına suikast girişimini işliyordu. Filmin girişinde Sayaret Matkal’ın İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı özel bir birim olduğu, Binyamin Netanyahu ve iki kardeşinin de gençliklerinden itibaren bu birimde görev yaptığı ifade ediliyor. Netanyahu’nun bir kardeşi Uganda’daki Entebbe baskınında öldürülmüş. İran’a gelen ajan ise Netanyahu’nun diğer kardeşi Yuhan. Filmin başlangıcında ekrana gelen bilgi notunda şu ifade yer alıyor: “Bu film yalnızca bir öyküdür ama geçmişte çok benzer olaylar yaşanmıştır.” Filmi izledikten birkaç gün sonra, filmdeki bilgi notunu doğrularcasına, İranlı bilim adamı Prof. Muhsin Fahrizade’ye yapılan suikast haberi geldi. Fahrizade, İmam Hüseyin Üniversitesi’nde fizik profesörüydü. Netanyahu 2018’de yaptığı bir konuşmada, doğrudan ismini anarak Muhsin Fahrizade’yi hedef göstermişti. Suikastın hemen arkasından ABD Başkanı Trump da attığı tweet’le suikastı onayladı. Tilki filminin belirttiği gibi geçmişte de İranlı pek çok bilim adamı suikasta uğradı. Fahrizade, bunların içinde belki de en önemlisiydi. Peki bu suikastlar bilim dünyasına, bilim adamlarına/kadınlarına ne anlatıyor, hangi mesajları veriyor? Sizin de dikkatinizden kaçmamıştır, İranlı bilim adamları İsrail’in istihbarat örgütleri tarafından tek tek hedef alınırken, dünyadaki bilim çevrelerinden doğru dürüst ses çıkmıyor. Bu sessizliğin bedeli çok ağır. Bizim gibi ülkelerin bu suikastlardan çıkaracağı çok ders var. Nitekim geçmişte Türkiye’de de bilim adamlarının şüpheli ölümlerine tanık olduk. Fahrizade suikastının bütün bir dünyaya verdiği açık mesaj şudur: Ya bizim
Doğruhaber gazetesi Fahrizade’ye Değil Ümmetin Bilim Adamlarına Suikast 03.12.2020 / Mehmet Zülfi Tan Batı her zaman kendilerinin efendi, diğer milletlerin köle olmasını ister. Ve bunun için plan ve program yapar. Batı her zaman kendilerinin üreten, diğerlerinin de tüketen olmasını ister. Ve bunun için de plan ve program yapar. Batı her zaman üstün olmak ister. Ama buna bir son vermek için, içimizden bazı şuurlu insanlar, büyük bir gayret ile çalışırlar. Ve kısa zamanda büyük mesafeler kat ederler. İşte batı bundan korkar. Ve hemen tedbirler alır. Önce ekonomik zorluklar çıkarır. Olmadı bir suç isnat eder ve ambargoya başlar. O da olmadı ise bu sefer suikastlar yapar. Türkiye’de, Filistin’de, Afganistan’da, Mısır’da ve en son İran’da gördüğümüz suikastler bunların marifetidir. Bakın Azerbaycan otuz yıldır kurtaramadığı topraklarını Türkiye’nin gönderdiği İHA ve SİHA’lar ile ancak kurtarabilmiştir. HAMAS İran’dan aldığı füzeler ile siyonist israi’li sığınaklara hapsetmiştir. Pakistan elindeki nükleer güçle ancak Hindistan’ın karşısında durabilmiştir. Türkiye geliştirdiği silahlarıyla ancak Suriye’de, Azerbaycan’da, Libya’da ve Kıbrıs’ta var olabilmiştir. Dolayısıyla bu ümmetin bilim adamları yaptıkları hizmetlerle topraklarımızın korunması ve savunmasında alimlerimizden geri kalır yanları yoktur. Biri iman ve ahlak alanında ümmeti yetiştirirken diğeri bilim ve teknoloji ile ümmeti savunmaktadır. Bugün Amerika, işgalci israil ve batı için Sünni ve Şii fark etmez. Bu ümmete katkı sunan alim ve bilim adamları onların gözünde birer teröristtir. İsterse Hristiyan, Hindu veya Yahudi olsun yine fark etmezdi. Çünkü çalışmaları çıkarlarını baltalamakta, onlara göre köleleri efendi konumuna çıkarmaktaydı. Bu da af edilemez bir suçtur. Şunu bilelim ki konu İran değil,
Michel Mayer'e göre Din Allah'a, insanlara ve kendimize karşı yapmamız gerekene dair öğütlerle inançların tamamadır.