Ben o sıralarda Amerikan hayatının servet, israf, fuhuş üçgeni çevresinde oluştuğunu biliyordum. Daha Amerika’ya adımımı atar atmaz bu üç kelimenin Amerika Birleşik Devletleri’nin en doğru özetleyici sembolleri olabileceği teşhisine ulaşmıştım
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... Elbette bu ifade benim Amerikalıları küçümsemem için bulunmaz bir gerekçe oluşturuyordu. Barbarların istilasına uğramış olan bu bakir topraklar kısa sürede kirletildiler. Yaşanmaz hale getirildiler. Bu uçsuz bucaksız topraklar üzerinde, arılar, atlar ve çiğ taneleri kadar temiz, özgür insanlara jenosit uygulandı, kökleri kurutuldu. Zaten buraya ilk gelenler ya hapishane kaçağı mahkûmlar, ya maceraperestler, ya Avrupa engizisyonundan yaka silken hacılar veya zengin olma hırsıyla gözü dönmüş muhterisler olmuştu. Onlar da, bu toprakların zenginliklerini hortumlamak için ellerinden gelen hiçbir şeyi arkalarında bırakmamışlardı.
İnsanın zihin ağlarını kimileri örümcek ağına benzetir: hem koruyucu, hem avlayıcı. Örümcek ağı da onu bir yandan başkasından korurken, bir yandan da örümceğin avını yakalamasına yardımcı olur. Ve bir özelliği daha var bu ağın: yapışkan oluşu. Ormanlardaki terkedilmiş örümcek ağlarına temas edenler onun ne denli bulaşık, kurtulması zor bir nesne olduğunu bilirler.
insanoğlunun güç ve iktidar karşısında başkaldırma ihtiyacı. Belki de, böylece kendimize bir kimlik yakıştırmak istiyoruz. Karanlıklardan kendimize kimlikler sipariş ediyoruz.