Merhaba! Nasılsınız? Bugün Âdem ve Havva'nın Günlükleri incelemesi ile geldim. Kitabı beğenmeyen ya da eksik yönlerini bulan çok kişi olmuş ama puandan da anlayacağınız üzere ben kitabı çok beğendim. Kitap çelişkiler ve metaforlarla doluydu. Yani Havva'nın meraklı, bilime yatkın ve doğa güzelliklerine karşı ilgili olması karşısında Âdem'in daha yüzeysel ve sezgisel olması gibi. Ya da Havva ince düşünceliyken Âdem'in daha düz kafalı olması gibi. Kitabın başında Âdem'in günlüğünü okurken ilk başlarda Havva'dan pek de hazzetmiyor ve çok konuşmasından şikayetçi oluyorken Havva'nın güncesini okurken sanki durum tam tersiymiş gibi. Kitabın mizahi bir tarafı da var acı bir tarafıda. Kitapta Âdem ile Havva'nın iyi ve kötüyü bilmemesi veya ahlaki değer kavramlarına sahip olmamasına rağmen sırf yasklı elmayı yedikleri için haksız yere suçlanmaları da eleştirilmiş. Kitap çok değişikti benim için aslında ben hiç böyle bir şey okumayı beklemiyordum. Havva ile Âdem'in cennetten kovluşlarının ardından başından neler geçtiklerini ve aşklarını anlatan çok farkllı bir hikaye bekliyordum ama bunu da sevdim. -Havva'nın anlatış tarzına göre- aşkları da çok tatlıyıdı. İlk insanlar olmalarına rağmen bilim gibi bir şeyin varlığından haberdar olmaları ve gelecekteki insanlara katkıda bulunmak için bilimsel çalışmalar yapmaya çalışmaları da bi garip geldi. Gerçi bunun altında sembolik bir anlam yatıyor olabilir ya da Hristiyan anlayışına gör öyle olabilir onu bilemeyeceğim. Kitap biraz karmaşıktı ve beklediğim gibi hiç değildi ama yine de çok hoşuma gitti kesinlikle okumaya değer.
İlk başta ne için yaratılıdığıma akıl sır erdirememiştim, ama artık anlıyorum: bu muhteşem dünyanın gizlerini araştırmak, bir şeyler keşfettikçe sevinç duymak ve tüm bunları yarattığı için Yaradana'a şükretmek.
Cennet Bahçesi'nde onsuz yaşamktansa, dışında onunla yaşarım daha iyi. İlk zamanlar onun çok konuştuğunu düşünüyordum, ama şimdi o ses susar ve hayatımdan silinirse kedere boğulacağım. Bizi bir araya getiren ve bana onun kalbindeki iyiliği, ruhundaki güzelliği görmeyi öğreten o hüzünlü olaya şükürler olsun!