İnsanlar kendi değerlerini vasata indirgediğinde bu sefer kötülük eline bir mutlak bir güç geçirir, iyiler ödünsüz bir amaca sadakati elden bırakınca onu yerden sahtekârlar alır.
Küstah bir dilencinin, yaralarını sergileyerek, kendinden daha nitelikli kişileriden tehdit zoruyla dilenmesine izin veren nedir? Siz de tıpkı o dilenci gibi, bizim acıma duygumuza güvendiğinizi söylüyorsunuz fakat gizli umudunuz aslında bizim suçluluk duygumuza güvenebileceğinizi size öğreten o ahlak düzeniniz oluyor.
Dürüstlük, bağımlı olarak yaşamayı istememektir, özellikle başkalarının aptallığına bağımlı olarak ya da tek değer kaynağı, kandırabildiği aptallar olan biri olarak yaşamayı istememektir.
Düşünmek, insanın tek temel iyi eylemidir, diğer iyi eylemlerin hepsi bundan doğacaktır. İnsanın temel günahına, tüm kötülüklerinin kaynağına gelince, hepinizin uyguladığı ama asla kabullenmemeye çalıştığı o isimsiz şeydir: tıkama eylemi, bilinci bilerek askıya alma, düşünmeyi reddetme... körlük değil ama görmeyi reddetme, cahillik değil ama bilmeyi reddetme.