Bir uzmanın beden ile zihin arasındaki bağlantıyı reddetmesi hiç de şaşırtıcı değildi. Sağlık ve hastalık hakkındaki tüm inançlarımıza düalizm (bir olanın ikiye ayrılması) hakimdir.
Bedeni zihinden ayırarak kavramaya çalışırız. İnsanları -sağlıklı olsunlar veya olmasınlar- büyüdükleri, yaşadıkları, çalıştıkları, oynadıkları, aşık oldukları ve öldükleri ortamdan soyut
lanmış bir şekilde yaşıyormuş gibi tanımlamak istiyoruz.
Güvenligi, kendisinin degil, hep başka insanların duygularını göz önünde tutmasına baglıydı. Çocukken zorla sokuldugu role kısılıp kalmıştı; kendisinin de ihtimam görme, dinlenme, ilgiye deger sayılma hakkı bulundugundan haberi bile yoktu.
Genomumuz tek bir DNA ipliği değildir; kromozom denilen parçalara bölünmüştür. Yirmi üç kromozomumuzu yirmi üç devasa ciltten oluşan bir yemek tarifi koleksiyonuna benzetrnek
hoşuma gidiyor. Tıpkı gerçek bir yemek kitabı gibi DNA da kısa kısa talimatlar içerir; bunları yemek tarifleri gibi düşünün. Her bir yemek tarifi veya gen, küçük bir parçamızı yapmak için gereken talimatları içerir.
DNA'da bir kitabın içerdiğinden çok daha fazla bilgi mevcuttur. Eğer genomumuzu -DNA içerisinde taşınan tüm bilgiyi- bir kitaba basarsanız, bu kitap büyüklüğünde on iki bin cilt doldurursunuz.