“İnsan en çok, kaybedecek bir şeyi kaldığında korkar. Umut, ruhun en zalim işkencecisidir çünkü seni bekleyişe mahkum eder. Ama o son yaprak düştüğünde, o son kapı yüzüne kapandığında garip bir hafiflik çöküyor omuzlarına. İşte o an anlıyorsun: Kül olmuş bir evi yeniden yakamazsınız.
Yıllarca hayatı bir trajedi sanıp ciddiye aldım; her düşüşte canım yandı, her ihanette biraz daha eksildim. Sonra sahneye biraz uzaktan baktım ve fark ettim ki, ağlayarak oynadığım bu rol aslında kozmik bir şakadan ibaretmiş.
Acının zirvesi, hissizliğin başlangıcıdır.
Artık hiçbir bıçak derimi kesemiyor, hiçbir söz kalbime ulaşamıyor. Çünkü o kalp, çoktan o sahnede can verdi.
Şimdi yüzümde, acılarını maskeleyemeyenlerin değil, acıyı kahkahaya dönüştürebilenlerin o tekinsiz gülümsemesi var. Korkması gereken ben değilim; kaybedecek çok şeyi olanlar düşünsün.
Perde kapandı, oyun bitti sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Komedi daha yeni başlıyor.